Gönderi

8/10
·192 syf.··
Beğendi
·
2019 66. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 14 Eylül 2019 13:33
Din ve unsurlarına son zamanlarda hep mesafeli yaklaşıyorum. Açıkcası din bilgim de öğrenim sürecimde öğrendiklerime, yaşam boyu öğrendiklerimi de katarsak pek detaylı degildi. Sadece inanıyor, bazı değerlere dokunulamaz, tartışılamaz sanıyordum. Nekadar da saf olduğumu son 20 yılda geri dönülemez bir kesinlikle öğrendim. Ama bildiğim tek doğru var inanç kişiyi bağlar, başkalarına laf düşmez.  Kitabı okurken kendimi Mehdi'nin yerine koydum, çaresizliğine yandım. Herşeyin farkında olup da bir şey yapmamanın boğucu hallerini zaten yaşıyorum/yaşıyoruz. Yazım sürecinde birçok kaynaktan faydalanıldığını yazarla yapılan bir söyleşiyi okurken gördüm. Zaten kitabı okurken ben de bilgilerimi tazeleyip, yenilerini dağarcığıma koydum. O kaynaklardan faydalanıp sonra da böyle bir kurgu ortaya çıkarabilmek bile başlıbaşına yorucu bir süreç olmuştur herhalde. Aslında zamanımızda yaşananlarla birlikte düşünecek olursak, ben, Mehdi'nin yanlış yerlere, yanlış cemaatlere gidip "ben mehdiyim" dediğini düşünüyorum. Buraya isimlerini yazmaktan imtina edeceğim birçok yer, semt, şehir yazabilirim kitaptaki Mehdi'ye inananların çıkabileceği. Yavuz bey belki anlattıklarıyla cok farklı detaylara dikkat çekmek istemiş olabilir. Her nekadar teknoloji çağında olsak da halâ cahil kalabilmekte rekor kırmış bir kesim var ki, onları şu kıt din bilgimle, ben bile MEHDİ olduğuma inandirabilirim. Buraya kadar yazdıklarımla konuyu saptırmış olmayayım ama okurken bana düşündürdükleri böyleydi kitabın. Hatta okurken yaptığım bir alıntıyı da buraya eklemek isterim: " Yeryüzü alevler içinde. Günah her yeri sarmış.Nefret, kin ve öfke kalpleri kuşatmış. Ey insanlar, kuzu postuna bürünmüş kurtlara aldanmayın. Ey insanlar, affedin ! Affedilmeyeni affedin ! Bağışlanmayanı bağışlayın ! Şunu bilin ki bu dünya bir imtihan yeridir ve dünya bir ağaç gölgesidir !" syf.175 Son olarak kuyu olayını da dile getirmek istiyorum. Kitap kahramanlarının, huzura, gerçeğe, akla belki de mantığa ulaşmak için çok tercih ettigi bir eylem oldu dipsiz kuyulara inmek ve orada, güneş dik açıyla gelip kuyuyu aydınlatana kadar zifiri karanlıkta kendileriyle kalmak istemeleri. Benim de kendimi orada hissetmeme sebep olacak kadar gerçekçi bir anlatım vardı satırlarda. Aynısını Murakami'nin "Zemberekkuşu'nun Güncesi" kitabını okurken, roman kahramanı "Toru Okada" karanlık kuyuya indiğinde de hissetmiştim. Kısacası, sağduyulu,okuyan, gören, pozitif bilime inanan herkesin içinde bir endişe var ve endişeyle de yaşıyoruz. Kurtarıcı beklemek yerine kurtarıcımız kendimiz olmalıyız.
Edebiyat
Peygamberin EndişesiYavuz Ekinci · Doğan Kitap · 2018240 okunma
·
259 Gösterim
1 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Ne kadar güzel bir inceleme yemin ederim bi tık üstü yok bu incelemenin üzerine alıyorum kitabı incelemeniz üzerine teşekkür ediyorum kendi adıma ❣️💫