·348 syf.··Beğendi
···Okunma: 27 Eylül 2019 23:49 Kazancakis bir yana okuduğum ilk Modern Yunan Edebiyatı kitabıydı Zorba. Bazı mecralarda kitabın dilini ağır olmakla eleştirenler olduğunu gördüm ama buna katılmadığını çok rahat söyleyebilirim. Bence kitap gayet sade ve akıcı bir dile sahipti.
Kitapta ana karakterimiz hakkında pek fazla bilgi sahibi değiliz. Bunun sebebinin ana karakterin bizzat Kazancakis olması olduğunu düşünüyorum açıkçası.
En iyi bildiğimiz şey Aleksi Zorba' nın ana karakterimize sürekli olarak "Patron" demesi. Aleksi Zorba ise Kazancakis' in ya gerçek hayattan bir arkadaşı ya da zihninde kurduğu ve idealize ettiği bir karakter.
Bu iki kahramanımız Girit adasında ki bir bölgeye linyit çıkarmaya gidiyorlar. Kitap ta zaten tam olarak bu noktada başlıyor. Buradan sonra Zorba' nın hayatı nasıl yaşadığını görüyoruz. Zorba "Nasıl yaşamalıyız?" "Neden yaşıyoruz?" "Hayattan nasıl keyif alabiliriz?" gibi sorulara cevap veriyor. Ama bu cevapları sayfa sayfa yazılarla değil, uzun uzadıya felsefi tartışmalarla değil raksla, müzikle, şarapla, yemekle, kadınlarla anlatıyor. Zaten Kazancakis' in hayat ille de böyle yaşanır gibi bir iddiası yok sadece Zorba' nın yaşamını aktarıyor bize o kadar.
Kitapta bazı kısımlarda ana karakterimizin (Patron) acılardan kurtulmak için bazı hazlara sırt çevirdiğini görüyoruz. Bunu ana karakterin ve dolayısıyla Kazancakis' in Buda öğretisine duyduğu ilgiye bağlıyorum açıkçası. Bunların yanı sıra Kazancakis' in kendi mezar taşına yazdırttığı "hiçbir şey ummuyorum, hiçbir şeyden korkmuyorum, özgürüm" sözü bu duruma açıklar cinstendir.
Toparlamak gerekirse 60'lı yıllarda filmi dahi çekilen bu kitap kazandığı popülariteyi fazlasıyla hakediyor. Herkesin okumasını rahatlıkla tavsiye edebilirim.