Puan vermedi·68 syf.··Beğendi
· Bu kitabı okurken; Sevmek nedir ? ne değildir?arasında sıkışıp kaldım.Biz hani ölümüne seviyoruz ya! Uğruna dağları tepeleri deliyoruz ya! Sonra da o dağların enkazında kalıyoruz özlemden! Hadii ordan... Leyla Mecnun bile bu kitaptaki aşkın (tek ömürlük aşkın) yanında bal ayına çıkmış çiftler gibi kalır...
O, kolayca iki dudağımızın arasından sıyrılıp doğaya karışan "seni seviyorum" sözünün ne kadar basit ve sıradan olduğuna şaşırıyor insan. Zira aşka dair ne cok şey varmış. Ne yaşanmışlıklar ve yaşanamamışlıklar..
"Tek kişilik aşk" ın çoklu ve kompleks ıstırabını
başınızdan dökülen kaynar sular eşliğinde okuyacağınızdan hiç şüphem yok. Başka bir bedende nefes alan, gören, işiten, hapsolan ve bu esaretinden bir o kadar hoşnut olan bir kadının kalbinin derinliklerine doğru yolculuk yaptıktan sonra insan biraz duraksıyor. Hele ki bu çağın "çevirim içi aşklarını" baz alırsak...
Kitabı elime aldığımda beni bu denli etkileyeceğini zannetmemiştim doğrusu. Ama işin içine psikolojik alt etmenlerle birleşen bir tekil yaşam (yaşam abartı oldu) çıkınca bir an ölü bir kadından bana yazılmış bir mektubu okur gibi tek solukta okudum.. içim yangın yerine dönmüş olacak ki sigara bile aklıma gelmedi billah...
iyi okumalar