Puan vermedi·256 syf.····Okunma: 04 Ekim 2019 13:13 Bu eser, yer yer gülüp-ağlayacağınız; şaşırıp-düşüneceğiniz, bazen de isyan edeceğiniz (~ÖTEKILER'e~ ithaf edilmiş) bir "başyapıt"tır. Hayır, abartmıyorum. Okurken tüm bunları iliklerime kadar hissetmiş biri olarak söylüyorum. 1953 den 1999'a uzanan bir vicdan muhasebesi. Biri isminden, diğeri metafizik gayb âleminden vâroluş ve olmayış (Araf-Adem) arası kalan iki ruh. Kırık bir aşk hikâyesi. Sonrasında rûhun iz sürmesi... 58'inde yaşanılan bir kopuş... ...İşte insanoğlu böyleydi. Ne oldum değil ne olacağım demeliydi. Peki o İnkâr edilemez güç, yük, garez, takıntı neydi? Nereden gelmişti birden bu istiklâl hayâllerin yerine mâziyi anma isteği ? Toz ve duman, yıkım ve çığlık, karanlık ve kaos... Kopuşunun üzerinden 11 ay geçmişti. "Kadıköyde"ydi. Ömür takvimine biçilen bir yılına ne sığdırabilirdi? Edeceği tüm küfürleri etmek istedi. Sonra vazgeçti. Karar vermeliydi. Karada mı, denizde mi ölmeliydi? İnsan ırkı kadar dondurucu olamaz sular dedi. İki bin'e bir, ölüme sıfır kala Eftelyasına kavuşmaktı niyeti. Yaşamın ölümcül bir hastalık olduğunun bilincindeydi. Ölmeli/ydi. Fakat ölmüyor/du. Ölemiyor/du. Öyle hemen ölünmüyor/du, ~öl~/ünmüyordu/~dü~... ⁉🤔Kafamda deli sorular... Neden hep bir hâricî yaratmak için bu kadar istekliyiz? Neden toplum azıcık bir fark gördüğü, içine almakta zorlandığı bireyleri bağrına basmaz da "Öteki" diye yaftalar-yargılar? Neden?! İşte böyle kitap dostlarım. Ötekiler adına her şey çok güzel ve çok acıydı.
İçeriği oldukça zengin olan bu eserde aradığınız hatta aramadığınız her şeyi bulacaksınız. Neredeyse tüm satırlarında muğber/gücenik tavır ve isyan, aşk ve vicdan var. Her bir cümlesi dolu dolu birer alt metne sahip ve tek-tek okunası...
Dipçem:Sevgili Emre, kalfalık besteni de büyük bir keyifle okudum. Tüm samimiyetimle şunu söyleyebilirim ki, kalemin/ yüreğin/ruhûn ap-ayrı-özgün ve dahi zaman mefhumuna Öteki... Sen hep yaz. Bizler de hep okuyalım. Olur mu?!