Yazarımızla Çürüme kitabı vesilesiyle tanışmış, kalemine hayran kalmıştım.
Sonra bir baktım canım instagram okuma kulübüm @herayokuyanlarkulubu Ötekiler kitabını #kasımayıözelokumaetkinliğine almış.
Kaçırır mıyım hiç!!
3 çocuğun yaşadığı travmayla başlıyor kitap ki daha baştan nakavt oluyor insan...
Sonra kişisel gelişimini tamamlayan Adem ("yokluk" anlamına gelen) Bey'in, engellerin sadece beyinde olduğunu vurgulayan, başarının aslında bir seçimden ibaret olduğunu hatırlatan, Tedx-vari seminerinde buluyoruz kendimizi.
Amma velakin, birden her şey tepetaklak oluyor ve Adem Bey'in âdemlikten (insan olan) düştüğü yokluk çukuruna bakarken buluyoruz kendimizi.
Ya da baktığımız çukur sadece Adem Bey'in mi?
İntiharın eşiğinde bir kişisel gelişimci, onu kurtaran bir fahişe ve takıntılı bir psikolog...
Adem, Matmazel ve Memduh...
Ve tabi ki "Ötekiler"
Kim mi onlar?
Hani yolda yürürken yanından tedirginlikle geçtiklerimiz.
Hani kafamızı kaldırıp baksak, göz göze geliriz de çıplak bıraktığımız ruhlarımızın yansımasını görürüz diye koşar adım uzaklaştıklarımız.
Hani sürü olarak, hem o hale düşürüp hem de kendimiz pirüpakmışız gibi kınadıklarımız!
Ötekiler işte!!
Mendil satanlar, fahişeler, dilenciler, tinerciler, evsizler ve daha niceleri...
Toplanıyorlar bir evde. Soruyorlar, sorguluyorlar. Aradıkları ise cevap değil...
Çünkü "cevap vermek küstahlıktır, öğretmen soruyu düzeltendir".
Çünkü "insanı aydınlatan, yanıt değil, sorulardır".
Normalde kitabın iyisi, sonunda kafadaki tüm soruları silendir ya dostlarım...
Bu kitap öyle değil işte!
Okurken kafanızda uçuşan soruların onlarca katı, son sayfayı kapattığınızda beyninize hücum ediyor ve işte asıl olay o anda başlıyor.
Sordukça soruyorsunuz, amaç?
Asla "cevap bulmak" değil!