Emre Timur dan okuduğum 7.kitap Şizofren. "bir şizofrenin akıl almaz hayat hikâyesi"
1958 de doğarken annesini kaybeder isimsiz anlatıcımız. Ayna yapıp satan baba ise daha 8 yaşındayken büyük bir travma yaşatır. Başına sıkmış babanın aksiyle aynada yüzleşen çocuğun aynalar yoldaşı olur. Herkesin tam olarak istemediği ama kıyamadığı çocuk amcası tarafından yetimhaneye verilir. Yalnızlık, bir başınalık. Kütüphane en büyük dostu olur. Sürekli okur. Karar verir ve yapar. İçindeki anlamsızlığı anlamak için Psikolog olur.
Darbe öncesi, siyasi kutuplaşmaların arşa çıktığı bir dönem. Üniversitede Müjgan’ı görür aşık olur. Ona ulaşmak için arkadaşı devrimci lider Müjdat ile tanışır. Üçlü ev arkadaşı olur. ‘Fert’ diyen Psikolog, ‘cemiyet’ diyen Müjdat, ‘var mıyız?’ diye soran Müjgan. Derin sohbetler. Ancak gün gelir Psikolog itildiğini hisseder, içine şüphe düşer. Sesler… Aynalar ayrı gölgeler ayrı. Aynalar nefret, ölüm buyurur; gölgeler saklan, kaç der. Şüphe gerçekliği olur ve ihanetle tanışır. Aynaları dinler. Cinayete teşebbüs.
Devrimcilerin liderinin canına kast eden olsa olsa Anarşisttir. Akıl almaz işkencelerle dolu hapishane hücresinden doğru akıl hastanesine. Tanı konur. Paranoid Şizofreni. Yine bir ‘öteki’ oluvermiştir. Ölümden daha çok hayattan korkan, cinneti, korkuyu, hasreti, yalnızlığı yaşayan delilerin arasında, deliliğe direnir. Türkiye’de akıl hastalıklarının ilaç tedavisinin yayılmaya başladığı yıllar… Olur olmadık ilaçlamalar, aç-susuz muameleler, işkenceler, EKT, lobotomi… O dönemlerde akıl hastanelerinin iç yüzü.
Kaçışlar, girişler, taburcu iken darbe, tımarhanede kalakalışlar… Darbe tutuklularının da tımarhaneye doldurulması, aynı muamelelere maruz kalmaları.
Onbaşı (hastabakıcı) Pertev, kendini Nietzsche sanan ve onun lügatından konuşan hasta