-Neye yarar Türk karısı ki, tavrından, kibrinden geçilmez. Güya yarım gülücüğüyle insanı ihya edecekmiş gibi, bunu bile gizleyerek yüzünden düşen bin parça olur. Hanıma kendini yarandırmak mümkün olamaz. Nazı çekilmez...
Rakım bu sözleri işittikçe Felatun'un edinmiş olduğu bu düşünceye nasıl şaşacağını bilemedi.
O, zihninde bir Osmanlı hanımının ağırbaşlılığı ve saygınlığı yerinde olduğu halde insana tattırdığı lezzetlere karşılık bu Fransız'ın kahrını çekmekte ne iş olduğunu düşünüyor ve bir adam bu kadından işittiği alaycı sözleri başka birisinden işitse, kafasını kıracağı belliyken buna niçin katlanmak zorunda olduğunu bulamıyordu.