"Okumaktan sıkılıyorum.Hiç bir kitap akmıyor bir yerde kalıp daha sonra bırakıyorum.Siz nasıl kitap okuyabiliyorsunuz? "diyenlere rica ediyorum:
Uçurtma Avcısı ve Bin Muhteşem Güneş kitaplarını deneyin bir de. Bu iki kitap benim hayatımı değiştiren okuma alışkanlığımı kazandığım kitaplar oldu.İki kitap da kalınlıklarına rağmen birkaç günde akıp gitti ve bana çok yoğun duygular hissettirmeyi başarmış kitaplardır.
Khaled Hosseini ile ilk Uçurtma Avcısıyla tanıştım.Ne de güzel anlatıyordu olup biteni, nasıl güzel tasvir ediyordu olayların yaşandığı yerleri... Yazarın kalemine hayran kalarak bir diğer kitabını okumaya karar verdim ve biter bitmez koşa koşa Bin Muhteşem Güneşi satın aldım.
Kitap; küçük yaşta evlendirilen-daha yeni adet görmüş kızları-,kadınların nasıl hor görüldüğünü, şeriat kanunlarının kadınlara yünelik zalimce kararlarını,kadınların nasıl küçümsediğini, öldürülesiye yedikleri dayakları kısaca KADINLARIN acınası hayat hikayelerini anlatıyor.
Kitabın bazı kısımlarında yutkunmakta zorlanıp gözlerinizin yaşlarla birikeceğinden eminim, ben de öyle oldu en azından.
Benim bu kitapta en sevdiğim karakter Meryem oldu. Onun hissettiklerini iliklerime kadar hissettim.Onun o merhameti, her şeye boyun eyen o iyi niyeti ona hayran olmama yetti. Meryem'in sonunun öylece gelmemesini o kadar çok isterdim ki. Güzel günler, güneşli günler görmesini... Ama göremedi.Çok üzüldüm. Sanki bir yakınımı kaybetmişim gibi hissettim.
Daha sonrasında Leyla ve Azize'nin duruşlarıyla Meryem' in aslında ölmediğini hem onların hem de okurların kalplerinde taht kurduğunu anladım. Buruk bir mutlulukla kitabın sayfasını kapadım.
Kitap mükemmeldi. Asla pişman olmazsınız. Okuyun, okutturun dostlarım!
Sevgiyle kalın :)