10/10
·156 syf.··
Beğendi
·
2019 13. kitabı
·
17 saatte okudu
·
Okunma: 23 Ekim 2019 13:22
Endülüs, son zamanlarda adını sıkça duyduğum fakat bu zamana kadar bilgi sahibi olmadığım bir konu idi. Bu merakım üzerine Endülüs'ü anlatan eserler aradım ve bu kitapla yollarım kesişti. Ah Endülüs, Amin Maalouf'un çarpıcı sözleri ile başlıyor ve daha ilk sayfadan alıp götürüyor sizi akıcı üslubuyla. Kitap, Endülüs'ün tarihi ve yazarın Endülüs seyahatinden notlar olmak üzere ikiye ayrılmış. İlk kısımda Endülüs tarihinin acı gerçeklerini, Halife Hz. Osman zamanında tebliğ için gelen Müslümanların zamanla saltanat sevdasıyla birbine düşüşünü ve bunun tarih boyunca defalarca kez hiç ders alınmadan yaşandığını içiniz burkularak okuyorsunuz. Saltanat sevdasıyla ve Müslümanların bu zaaflarından yararlanmak için pusuda bekleyen Hristiyanların saldırılarıyla dökülen milyonlarca Müslüman kanının her birinde içiniz cız ediyor. Tabi bunun yanında, Endülüs'ün Kanuni'si denilebilecek III. Abdullah dönemini bir ferahlık ve çoşkuyla okuyorsunuz. Bunlarla birlikte, Endülüs (İbia yarımadası) tıpkı Türkiye'nin Asya ile Avrupa'yı birbirine bağlaması gibi Avrupa ve Afrika'yı birbirine bağlayan bir köprü mahiyetinde. Sanırım bundan dolayıdır ki tarihlerimiz ve kaderimiz birbirine çok benzer bir yörüngede seyretmiş. Yöneticilerin iktidar hırsı, ayrışmaya meyilli halk, menfaatler, saltanat sevdası Endülüs'ü hazin bir sona sürüklemiş. Osmanlı'nın İstanbul'u fethiyle tutuşan Haçlı Birliği, acısını çıkartırcasına zaten zayıflamış olan Endülüs Müslümanlarını ' Ya Hristiyan olup vaftiz edileceksin, veya üç gün içinde İspanya'yı terk edeceksin veyahut öldürüleceksin ' diktesiyle katletmesini, yetmezmiş gibi tüm mimariyi yağmalayarak adeta bir soykırım yaptığını belgeleriyle ve özlüce aktarıyor yazar. Ve kitabın kapağını kapattığınızda 'Ahh Endülüs!..' dökülüyor dudaklarınızdan.. " Çoğu Fransızcayı turistlere yetecek kadar bilen Kurtubalılardan, turistik eşya satan Frederiko'ya soruyorum: -Kilise'ye gidiyor musun? -No! Diye cevap veriyor. İlahiyatçı olduğumuzdan heralde sormaya devam ediyorum: -Kiliseye gitmiyorsun ama kiliseyi seviyorsun tabi. Frederiko'nun rengi değişiyor ve dişlerini sıkarak konuşmaya başlıyor : -Kiliseden nefret ediyorum! Çünkü kilise benim Müslüman olan atalarımı zorla hristiyanlaştırdı. Hristiyan olmayanları da şu gördüğün meydanda, bebeklerine varıncaya kadar kestiler. İşte ben o hristiyanlaştırılanların torunuyum, nasıl seveyim kiliseyi!? -O halde sen ataları Müslüman olan bir Hristiyansın deyince de şöyle diyor: -Atalarımın Müslüman oldukları doğru, atalarımın zorla Hristiyanlaştırıldıkları da doğru, fakat ben şu anda ne olduğumu bilmiyorum. Atalarımın başına felaket getirdiği için hiç bir dinle alakam yok!
Ah Endülüsİhsan Süreyya Sırma · Beyan Yayınları · 2020359 okunma
·
33 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.