Yazar okuduğum Kızıl Nehirler, Siyah Kan gibi romanların aksine bu romanında çok daha fazla betimlemelere yer vermiş.
Bir eserde betimleme yerinde yapılınca ne kadar fazla olursa olsun zevk veriyor.
Hoşuma giden bir bölüm;
Dikkatlice ağzımı kapayan sargı bezini kaldırdım. Alt dudağımın altına yapışmış yara izi, dikenli telden dokunmuşcasına, neredeyse ikinci bir tebessüm gibi duruyordu.
Doğan Kitaptan aldığım bu şahane eserin çevirisini yapan Ali Cevat Akkoyunlu ama redaktör kim bilmiyorum. 49.baskısı elimde olan kitap dünya kadar imla hatasıyla dolu. Az evvel yazdığım alıntıda bile altdudak, aynı paragraf devamında ay adının küçük harfle başlaması gibi. Sayfa tasarımı da aynı şekilde hatalarla dolu; satır sonuna sığmayan hece saçma sapan şekilde bölünmüş.
BÖYLE GÜZEL ESERLERİN SON OKUMASI YAPILMAZ MI? REDAKTÖR YOK MU!!!