Gönderi

10/10
·77 syf.··
Beğendi
·
2019 31. kitabı
Ilk defa bende inceleme yapmam gerektiği fikrini uyandıran kitap. Üç ana karakterden oluşuyor, -Genç donuk Satranç şampiyonu, -Geçmişinde yaşadıklarının etkisiyle satranç zehirlenmesi yaşayan bir kahraman, -Ve kitabı bize sunan normal bir satranç oyuncusu olan kahraman. Insanın beyin dalgalarının, bir işkenceden,iyi yada kötü bir etkileşimden yada hayatta var olan hiçbir Şeyden etkilenmeden yalnızca bir başına kaldığı durumda nasıl kendi kendini yediğini ve bir o kadar da beyinsel açlık çektiğini anladığım kitap. Zweig'in psikolojik tanımlarına hayran kaldım, böyle ustaca yazılmış bir eserin 77 sayfayla sınırlandırılması biz okuyucular için gerçek bir talihsizlik maalesef. Öte yandan kitabın etkisinden çıkamadım hala, "ben olsam" düşüncesi beynimde fır dönüp duruyor,yalnız bir sonuca varamıyorum. Dışardan bir gücün sizi hiçleştirmek adına,kendi kendizini yemenizi ve patlayacak duruma gelmenizi sağlamak için kurguladığı akıl almaz oyun bu. Dile kolay gelsede beyni çürüten bir durum. Ve en önemlisi, Zweig'in bunu sözlere dökmesi için yaşamış olmalı fikrinden alıkoyamıyorum kendimi. Anlattıklarımdan da yola çıkarak kesinlikle okunması gereken bir kitap olduğunu anlarsınız. "Tek tek her birimizi mutlak anlamda bir hava boşluğuna, dışarıya tümüyle kapalı bir odaya halletmekle sonunda dudaklarımızın açılmasını sağlayacak baskının dayak ve soğuk aracılığıyla dışarıdan değil,ama iç dünyamızdan kaynaklanması amaçlanmıştı." "Fakat sonuçta düşüncelerin de,ne kadar herhangi bir özden yoksunmuş gibi görünürlerse görünsünler,bir destek noktasına ihtiyaçları vardır,aksi taktirde dönmeye ve anlamsız biçime kendi etrafında çember çizmeye başlarlar;onlarda hiçliğe dayanamazlar. Insan birşey bekliyordu, sabahtan akşama kadar bekliyordu ve hiç birşey olmuyordu."
SatrançStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2020279,1bin okunma
·
3 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.