Romanları ve hikayeleri dışında Oğuz Atay'ın günlüğünü okumak onun edebiyata, hayata ve kitaplarına bakış açısını birinci ağızdan dinlemektir.
Günlük deyince insanlar daha mahrem şeyler bekliyor. Mesela hayalkırıklıkları, umutları, aşkları gibi. Ancak bunları daha çok daha genel eksende ele alınmış. Zannediyorum ki günlüğünün hepsi yayınlanmamış. Yine de ailevi durumlarını içsel bir konuşma halinde yansıtıyor. Mesela kızından bahsediyor. Ayrıca bir aydın olarak o dönemdeki siyasi ve toplumsal düzenden rahatsızlıklarından da yoğun olarak şikayet ediyor.
Oğuz Atay'ı daha yakından tanımak isteyenlerin okuması gerektiğini düşündüğüm bir kitap.