SPOİLER ALERT
Genç bir mühendisin çok çalışması ve başarısının takdir görmesi kaçınılmaz oluyor. Patronu bu çalışkan genci kaçırmak istemiyor ve kendine asistan yapıyor. Bununla da yetinmeyerek kendi villasına yanına taşınmasını sağlıyor. Genç mühendis burada patronunun karısına aşık oluyor. Patronu onu Meksika'ya yollamaya karar verince anlıyor ki aşkı karşılıklıymış. Gitmeden önce 10 gün boyunca kapı arkalarında, merdiven başlarında, koridorda yürürken ufak temaslarla aşklarını yaşıyorlar ve iki yıllığına ayrılıyorlar. Birbirlerine sözler, yeminlerle. İki yıl durduraksız mektuplaşıyorlar. Tam dönmeye yakın savaş başlıyor. Ve irtibatları kesiliyor. Adam (O çok aşık, aşkından ayılıp bayılan!!) baktı tek başına kalamıyor hemen evleniyor ve iki tane de çocuk yapıyor. Aradan yıllar geçtikten sonra adamın o zamanki duygularını yaşama açlığından dolayı adım atması ile yolları kesişiyor. Ama ne kadın eski kadın ne de adam eski adam.
O kadar muhteşem betimlemeler var ki, konunun ne kadar iç karartıcı olduğunu kelimesi kelimesine hissettiriyor.
Bu arada Zweig'ın “Hayata kendi dileğimizle başlamıyoruz, oysa ölümü seçmekte özgürüz. Bu kararı aldığımdan beri ne denli rahatladım, bilemezsin.” notunu eski karısına yollayarak yeni karısı ile intihar ettiğini biliyor muydunuz?