·280 syf.····Okunma: 18 Kasım 2019 23:45 "Japon asıllı ama İngiliz gibi büyümüş" şeklinde enteresan bir hayata sahip olan bir yazarın kitabını okumak açıkçası benim için merak uyandırıcıydı. Sürekli bu kitabın Türkçe çevirisini okumak ne kadar mantıklı ki şeklinde düşünerek okudum ki, bitirince bu şekilde düşünmekte ne kadar haklı olduğumu idrak ettim. Zira kitapta Nobel alacak ölçüde bir edebi yön göremedim ve bu muhtemelen İngilizce aslından okumadığım için olsa gerekti. Hoş, ana dili İngilizce olmayan birinin aslından okusa da bu edebi yönü görebileceği meçhuldü zaten. Neyse, kitabın edebi yönünü takdir edememiş olsam da hikayenin içindeki sembolizm tatmin ediciydi diyebilirim. Nobel ödülü alırken hakkında yazılmış şu not, bu romanı okuyan birisi için son derece anlamlı olurdu: "dünyayla bağların aldatıcılığının altındaki boşluğu ortaya çıkaran büyük duygusal gücü bulunan romanlar yazan yazar"
Öte yandan romanın edebi yanına ek olarak kurgusu, karakter örgüsünü, vs. de çok beğendiğimi söyleyemem. Dolayısıyla romana vereceğim not en fazla 6 olacak. Fakat Ishiguro hakkında duygusal gücü bulunan romanlar yazar ifadesi gerçekten de yerinde olmuş.
Romanı okumadan önceki kendime vereceğim tavsiye de "İngilizce aslından oku" olurdu.
Konu olarak da yaptığı felsefi irdeleme çok yerinde bir irdeleme olsa da sığ biçimde kalmış maalesef. Evet, Hafıza-i beşer nisyan ile malüldür ve hafıza ne kadar nimet ise nisyan da o derece nimet olabilir ama bunun irdelemesi koskoca bir romanda çok sığ kalmış. Dönüp dolaşıp aynı şeylerin tekrarlandığını görüyoruz. Ve sembolizm de kısır kalmış. Aynı konuyla çok daha güzel bir kurgu, çok daha derin irdelemelerle bir başyapıt yazılabilirmiş de tema çarçur edilmiş düşüncesine kapıldım.
Uzun bir aradan sonra eklemek istediğim bir nokta:
Not olarak 6 vermişim ama son yıllarda okuduğum romanlar arasında hoş bir hissiyat bırakan ruhani bir roman olduğunu fark ediyorum. Onun için 8'e yükseltme ihtiyacı hissediyorum.