Hamlet, Shakespeare’in en uzun oyunudur ve belki de en zorlu başrolünü içerir. Aynı zamanda popülerliğini en uzun süre koruyan trajedisidir. Oyun, Hamlet’in bir yemin etmesi ile başlıyor. Hamlet bu yeminle hemen harekete geçmiyor ve içinde bulunduğu kaygı, öfke, kin, intikam duygularını sonraki sahnelerde okuyucuya hissettiriyor. Bu olaylar sırasında Hamlet’in çok ince bir zekaya sahip olması benim dikkatimi çeken taraf oldu. Çünkü Hamlet çok iyi deli rolü yapıyor ve saraydaki herkesi buna inandırıyor. (Hamlet’in Opheliya’ya yapmış olduğu rol)Hamlet’in oyun boyunca acı çekmesi, içinde bulunduğu çıkmazdan biran önce kurtulma isteği, beni oyunun içine aldı.
Tek istediği babasının intikamını almaktı ama buna da amcası tarafından engel olundu ve İngiltere’ye gönderildi. Kitabı okurken çoğu zaman “Hadi Hamlet bitir artık şunun işini” diyerek ilerledim ve kitabın son kısmına geldiğimde inanılmaz bir olayın içine sürüklenmiştim.
Kraliçe Gertrude açısından baktığımızda ise, “ihanet” temasını görürüz. Kraliçe kocasının ölümünden sonra yas tutup ağlamak yerine, Claudius’un yaptığı aşk davetine karşılık vererek onunla evlenmiştir. Kocasının katiliyle aynı yatağı paylaşmış, kocasına ihanet etmiştir. Ayrıca annesini üvey babasından kıskanıyor olması da Oidipus Kompleksine örnek gösterilebilir.
Her şeye rağmen Hamlet oyunu bir bireyin isyanından daha fazlasını dile getirir. Çağına uygun düşen bir görüşle “Varolmak ya da olmamak”.Ya amcasını öldürüp varolacak, özgürleşecektir ya da öldüremeyip varolamayacaktır. Bu, içinde yaşadığı çağın durumuyla da ilgilidir.
Bu eser aynı zamanda tavsiye niteliğindedir. İyi okumalar