Dorian Gray’in Portresi
9/10
·272 syf.··
Beğendi
·
2019 37. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 18 Kasım 2019 02:53
Güzelliğin ve mükemmeliğin ete kemiğe bürünmüş hali gencecik ve masum Dorian, onun dış görünüşünü gerçek sanatın tek ideali olarak gören, ona adeta tapan, lanetli portrenin yaratıcısı ressam Basil ve eylemde korkak fikirde cüretkâr, manipülasyonlarıyla Dorian’ı etkisi altında bırakan Lord Henry... Portresini gördüğünde Dorian’ın ettiği dua bir lanete dönüştüğü zaman onu içten içe tüketmeye başlamıştı. Yıllar geçmesine rağmen yüzünde tek bir çizgi bile belirmezken, kilitli odasında sakladığı, üzerine kumaşlar örttüğü portresi günden güne çürüyordu. Ruhu ve vicdanı insanın bakmaya dayanamayacağı bir yaratığa dönüşüyordu. Günahların verdiği hazza dayanamıyor, yasakları tanımıyordu; insanları yoldan çıkarıyor ve hayatlarını mahvediyordu. Bir zamanlar aşık olduğu kadının ölümüne yas tutmayacağını, bir tiyatro sanatçısına yaraşır şekilde, aşkı için can vererek öldüğünü söyleyebiliyordu. Cemiyette varolmayı sürdürmeye çabalarken, gecenin karanlığında kendisini fahişelere, alkole ve uyuşturucuya teslim ediyordu. İşlediği her günah artık bayat, henüz işlemedikleriyse delirtircesine ilgi çekici geliyordu ona. İşte güzelliği karşılığında ruhunu şeytana satan nur yüzlü Dorian Gray, buna dönüştü. Peki suçlu kimdi? Birçoğumuz her şeyin sorumlusu olarak fikir babası Lord Henry’i görürüz. Evet, Henry’nin öğütleri olayların şekillenmesinde bir faktördür ama acaba en etkilisi midir? Lord Henry Wotton, ahlak ve inanç üzerine felsefe yapan, Antik Yunan hedonizmini idealize eden ve etrafa insanları bazen güldüren bazen dehşete düşüren aforizmalar saçan; sıradan, evli, düşündüklerinin binde birini uygulayacak cesareti olmayan ama gerçek hayatta uygulayacak birisini arayan, adeta deneysel bir tutumla deneğin hayatının nasıl şekilleneceğini gözlemlemek isteyen bir adamdır. Henry’nin manipülasyonları da en fazla Basil’in taparcasına sevgisi ve cemiyetin Dorian’a olan hayranlığı kadar etkili ve saptırıcıdır, daha fazla değil. Çünkü Dorian Gray’in trajedisinin en büyük sorumlusu, bütün aile bağlarını koparan, kızının ve damadının ölümüne, torununun öksüz ve yetim bir çocuk olarak büyümesine sebep olan büyükbabadır. Anne ve babasını bilmeden, bütün çocukluğunu sevgisiz ve şefkatsiz bir şekilde, sonrasında ruhunu/portresini örtüler altında kilitli tutacağı üst kattaki o küçük odasında geçiren Dorian’ın; gençleşip serpildiğinde bu kadar ilgi, hayranlık, tapınma ve öğüt karşısında yolunu şaşırmasından daha doğal ne olabilirdi ki? Hayata, iyiye ve kötüye, ailenin eksikliği nedeniyle bu denli hazırlanamamış bir gencin, karşısına çıkması muhtemel art niyetli insanlar tarafından aşılanacak düşünceleri akıl ve vicdan süzgecinden geçiremeyecek olması şaşırtıcı mıdır? Bir çocuğu hayata hazırlamak, doğruyu ve yanlışı ayırt etmeyi öğretebilmek, ahlâk, vicdan ve sağduyu sahibi olarak yetiştirebilmek için sağlıklı bir aile ortamı içerisinde büyütülmesi son derece önemlidir. Aksi taktirde toplumda, ortaya Dorian Gray gibi gençliklerinde hayata karşı bir bakış açısı edinememiş, yönlendirilmeleri kolay, kendilerine ve etrafına zararlı bireylerin ortaya çıkması işten bile değildir... Oscar Wilde’ın tek romanı, herkesin kendisinden ve yaşadığı toplumdan izler bulabileceğine inandığım, sürükleyici bir olay örgüsü ile süslenmiş; dönemin ahlaki, kültürel ve inançsal yozlaşmasını, baskıcılığını ve riyakarlığını konu olan kısa ama çarpıcı bir klasik eser. Herkese keyifli okumalar dilerim!
Edebiyat
Dorian Gray'in PortresiOscar Wilde · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202399,3bin okunma
·
6 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.