·232 syf.··Beğendi
···Okunma: 20 Kasım 2019 22:53 İnsan belirli bir yaşa kadar, kendisine sonsuz görünen yolda hiç endişe etmeden, kimi zaman ayaklarını sürüyerek kimi zaman durup çevresine merakla bakarak ilerler. Bir zaman sonra ise ileride onu bekleyen güzel şeylerin umudunu tadar. Nedir o güzel şeyler: mesleki bir başarı, işe yarar olmak veya büyük bir iş başarmak; kısacası kendi kendine var oluşunu kanıtlaması insanın, ‘’Ben bu dünyadaydım!’’ diyebileceği işler başarması. Peki ne kadar zaman kalmıştır bu güzel işleri yapmaya? Ohoo, daha çok zaman vardır yahut iyice yaklaşmıştır. Belki iki yıl kalmıştır, belki bir ay, belki dört gün. Ha oldu ha olacaktır, varlığını kanıtlayacaktır bir gün. Bunun umuduyla yaşar, hep o günü bekler, yaşadığı hayatı kabullenmesini sağlayan tek tutamaktır belki de. Bir gün bu tutamaktan vazgeçmeye çalışsa bile diğer seçeneklerin ona kapılarını kapattığını görür. Umuduyla yoluna geri dönmüşken de bu sefer yolun sonu görünmüştür. Ne yapmıştır peki o zamana kadar? Tek bir umut belki de hırs peşinde tüm hayatını harcamıştır.
Teğmen Drogo’nun hikayesi de böyledir işte. Akademiden yeni mezun olmuş bir askerdir. İlk olarak Bastiani Kalesi’ne gönderilir. Bastiani Kalesi yıllardır en ufak bir saldırının dahi yaşanmadığı Tatar Çölü diye anılan bir yerin yakınındadır. Burada kendi isteğiyle kalan askerlerin çoğu, Tatar Çölü’nde hâlâ Tatarların olduğu, birgün mutlaka saldırı olacağı ve kahramanca mücadele edecekleri günü beklerler. Drogo da o askerlerden biri oluverir, bekler, bekler, bekler durur. Bastiani Kalesi’ne gelmesi yukarıda bahsettiğim hayata atılmasıdır. Yalnızca bir umut uğruna yıllarını bu kalede geçirmiştir. Yazarımız ise düşüncelerini Drogo’nun hayatı üzerinden bizlere sunar.
Kitap, altında yatan felsefeye rağmen kolay ve keyifli okunabilen bir kitap. Kesinlikle zaman kaybı olmayacaktır okumak fakat ben bazı karakterler ve olayların daha sağlam yazılmasını beklerdim. Yine de beğendim. Yazar düşündüğünü, hikayesine güzelce yoğurabilmiş.
Keyifli Okumalar.