Puan vermedi·256 syf.····Okunma: 22 Kasım 2019 23:15 Kitabı bitirdiğinizde derin bir nefes alıp yine enfes bir Sabahattin Ali eseri okumanın verdiği mutlulukla hüznü, iç içe geçmiş pek çok duyguyu aynı anda yaşamanız mümkün.
Ömer... söyleyecek çok şey var Ömer'e dair fakat hepsini toplamaya çalışmak bir o kadar güç. Vapurda başlayan bir aşk hikayesi... Macideyi dolu dizgin seven fakat garip bir şekilde tek bir kişiye bağlanamayan, kendi deyimiyle "içindeki şeytan"a mağlup olan bir Ömer duruyor karşınızda. Tam da burada -yine yazara ait olan bir cümle- "Bir insan bir insana elbette yeterdi" geliyor aklınıza. Yetmeyen neydi o zaman? diyorsunuz kendi kendinize.
Macide... Bir genç kızın duyabileceği en güzel sevgi sözcüklerini duyacak kadar mesut, bu güzelliklerin çok sürmemesinin verdiği elemi yaşayacak kadar bedbaht... Başlangıçta Macide'nin ayaklarını yerden kesen, aklını başından alan Ömer malesef ki devamını getiremiyor o coşkunun. Daha doğrusu hakkını veremiyor o sevginin, bir genç kızın her şeyi geride bırakıp da kendine gitmesinin... Muhitinin ve arkadaş çevresinin de etkisiyle; gençlik heyecanlarının, günübirlik bir yaşamın peşinden sürüklenip gidiyor Ömer. Macide bir ümit değişir diyor, çok çaba sarf ediyor, haddinden fazla fedakarlıkta bulunuyor ama nafile... Sevdiği adamın üzerinde artık en ufacık bir tesirinin olmadığını gören Macide içinde hiç bitiremeyeceği birini yüreğinde taşıma pahasına da olsa, onun için ondan vazgeçiyor. Bir mektuba döküyor hepsini, ama ne mektup... Boğazi düğümler cinsten.
Kitapla ilgili şunu söylemek de gayet mümkün: yan karakterlerin bile -veznedar Hüsamettin Efendi, Bedri- öyle sarsıcı ve büyük rolü var ki... Hele Ömer'in veznedardan amiyane tabirle para aşırmasını istemesi ve bunun üzerine veznedarın; birini çok yanlış tanımanın verdiği sitem dolu ve bir o kadar yerinde sözleri kitabın unutulmaz yerlerindendir mesela.
Sabahattin Ali'nin ruh tahlillerinde ne kadar başarılı olduğunu söylememe gerek bile yok zaten. Her okuyucusu bunu gayet iyi bilir. Altılı çizilen pek çok satır, gözlerinizi dolduran pek çok yer...
Kitabın sonunda Ömer kendi kendine yaptığı itiraflarlarda o kadar samimi ki... Tüm yaptıklarıyla o sona müstehak da olsa üzülüyorsunuz yine de, Ömer'e ayrı, Macide'ye ayrı...
Bir yarım kalmışlığın, yitik bir sevdanın hikayesi...