En son okuduğum Mısırlı ve İranlı yazardan sonra , bu bölgelerin , yeni nesil yazarlarının çok da başarılı olmadığını düşünmeye başlamıştım. ( Çok da yeni nesil sayılmaz ama..)
Ancak Ali Eşref Dervişyan beni çok etkiledi harika bir dili var .
Kitap , İran’da sefalet içinde yaşayan ailelerden birinin yaşamını konu alıyor.
Yazar konuyu bize on yaşları civarında bir çocuk vasıtası ile anlatıyor.
Türkiye’nin doğusundaki köylerde yaşananlara benzeyen bir dram .
Erkek egemen bir topluluk , bedbaht kaderini kabullenmiş bir anne . Aslında ergenliğe ulaşana kadar annenin değerini bilen erkek çocukların itirafları insanı gerçekten etkiliyor.
Annem yaşamak zorundaydı ki bulaşıkları yıkasın , evi süpürsün . Azra’ya süt versin, derdini tasasını söylemesin içine atsın , buz tutmuş çatlak çatlak elleriyle bizi her gece vazelinlesin , her gece hikaye anlatsın bize.
Ben çok beğendim kısa, ancak çok etkileyici bir kitaptı.