Anna’nın tercihlerinin hala tartışılıyor olması, edebi büyüklüğün bariz göstergesi bence.. yazarın aşk, ölüm, din, toplum üzerine düşünceleri yaşamın kendisinden daha gerçekçi geldi bana.. Anna’nın özellikle sosyetede istenmeyen kadın haline gelmesi, vazgeçtikleri, umutları, değişken yapısı, içindeki yeni hayatın sesini dinlemesi, baş döndürücü zamanlara götürdü beni.. kocası Aleksey’in tutumları, Vronskiy’in sevdalı ve sevgiden uzaklaşma anları, Kiti’nin çıkmazlardan geri dönüp nefes aldığı halleri ve Levin’in sonsuz bir zamanda kendini bir kabarcık gibi gördüğü durumları okurken, yazarın dehasına tekrar tekrar hayran kaldım.. ve bence Levin üzerinden Tolstoy kendi iç dünyasındaki çalkantıları da anlatıyor okuyucuya.. neden burdayız?.. niçin sevdiğimiz insanlar var, sevmediklerimizi neden sevmiyoruz?.. sorular çok, düşünmek için şimdiki yaşımız belki de hala olgunluğa erişmemiştir..