·127 syf.··Beğendi
···Okunma: 30 Kasım 2019 21:18 Ah be anlaşılmamak, ah be görünmeyen buz dağları... Okuduktan sonra şöyle bir offf çekip derin derin dalıyorum hala...
Ah şu Türk yazarlarımız ne kadar bizden, ne kadar naif anlatmışlar bizleri... Nostalji rüzgarları esiyor kitaptan ama en önemlisi ön yargılar... Katı kurallar gün gelip yerini başka önceliklere devrederken insan değişiyor mecburiyetten. Lakin içindeki o derinliklerde ne hazineler saklıyor ve biriktiriyor.
Kitabın kahramanları öğretmen Zehra ile babasının hüzünlü hikayesi... Zehra
katil bilip söylemekten utandığı babasıyla vefatı sırasında bir araya geliyor. Ve eski bavuldan çıkan tozlu bir günlük gerçekleri aydınlatırken Zehra'yı ise derinden etkiliyor.
Her şeyi bilmek ya da bildiğini zannetmenin bir körlük olduğunu bize çok güzel anlatıyor bu roman. Aynı zamanda yanlış insanların sağlam karakterli kişileri çürütebileceğini... Susmak bazen gerçekleri anlatamama korkusundan gelebiliyor.
Okunması gerekli en güzel Türk romanlarından...