·382 syf.····Okunma: 02 Aralık 2019 13:48 (...) en iyisi düşünmemekti. Kaçmaktı. Kendi içime kaçmak. Fakat bir içim var mıydı? Hatta ben var mıydım? Ben dediğim şey bir yığın ihtiyaç, azap ve korku idi...
Romandaki karakter Hayri İrdal’ın yaşamı kitabın merkezinde yer alıyor. Yani hikâyenin ekseninde enstitü değil Hayri İrdal’ın yaşamı yer almaktadır.
Kitabın ana karakteri Hayri İrdal, geçmişinden başlayarak, söz konusu enstitünün nasıl kurulduğunu anlatıyor.
Hikayesinin ilk bölümünde çok sayıda kahraman olmasına rağmen; hepsinin isimleri kafanıza kazınıyor ve hepsinin hayat hikâyesiyle özdeşiyorsunuz.
Fakat kitabın ikinci bölümünde isimler o kadar fazlalaşıyor ki; artık isimleri aklınızda tutamıyorsunuz. Bu nedenle kitaba uzun aralar vermeden okumamız çok önemli.
Kitabın başında sıkça bahsettiği, onu bir hiçken olduğu kişi konumuna getiren, "velinimetim" dediği Halit Ayarcı'ya kadar bir çok hayat hikayesinin imbiğinden geçiyorsunuz.
Ve üçüncü bölüm! Zirvelere çıkan Hayri İrdal ve onu zirvelere çıkaran Halit Ayarcı. Okurken Ertem Eğilmez'in namuslu filmini izler gibi oldum. Bir kitabı okurken bu kadar gülüp eğleneceğim aklıma gelmezdi doğrusu. İlk üç bölümdeki yoğunluğa o kadar alışıyorsunuz ki; son bölümün aceleyle bitirilişi yada yarım kalışı hayal kırıklığına sebeb oluyor. Burda bitmemeliydi diyorsunuz.
Zevkli okumalar...
"Saatin kendisi mekân, yürüyüşü zaman, ayarı insandır… Bu da gösterir ki, zaman ve mekân, insanla mevcuttur!”