Insanların çoğunun aptal olduğu doğrudur. Özellikle zenginler. "Zenginlik insana ait bir özellik değil. " Diyorum. "Para insanın doğal bir parçası değil; kaybolabilir, çalınabilir, soyut bir kavram, birtakım sıfırlar.. Zaten hayatta anlamlı olan değerler parayla sahip olunamayanlar. Kitap, çalışacak insan, eşya alabilirsin; ama bunlar bilginin, dostluğun, paylaşma duygusunun yerini tutamaz. Oysa zengin aptallar paranın çok önemli sanıyorlar, bu yüzden de servetlerinin kendilerine duysal bir ayrıcalık, özel bir mutluluk getirmesini bekliyorlar. Bu mümkün olmayınca, içleri de boş olduğu için can sıkıntısı başlıyor. Konuşacak bir şeyleri olmadığı icin tavla, kağıt oyunu falan oynayarak tahammül edebiliyorlar bu hayatta ve de birbilerine. Veya işkolik oluyorlar, sanki kıtlık koşullarından kurtulmaları gerekiyormuş gibi işlere dalıyorlar. Onların yerinde olsam intihar ederdim. "
" Peki sizin ayrıcalığınız ne ? " diye soruyor.
"Çok basit" diyorum "okumak sadece okumak. Okuyan insan, dünyanın aklına yaşlar sırtını. O zenginlerin arkadaşları birkaç finansçı, üç beş holding yöneticisi. Üstelik içtenlikle her zaman şüphe duyulan ilişkiler içindeler. Oysa benim dostlarım dünyanın gelmiş geçmiş en akıllı ve en yaratıcı insanları: Aristoteles, Platon, Ibn Rüşd, Faulkner, Homeros, Nietzche, Ibn Haldun... Bunları hangi maddiyatla bir tutabilirsin ?
Fazla bilmek mutsuzluk getiriyor. " Ne mutlu cehalettin koruyucu rahmi icinde bir cenin gibi büzülüp yatanlara. "(Syf 249-250)
Zülfü livanelinin harika bir kitabı daha sona erdi. Olay Kurgusu o kadar güzeldi ki sonunun nasıl biteceğini tahmin etmekte zorlandım diyebilirim. Kitapta
" Sevgili" adını verdiği aygıt dünyada daha çok otistikleri yada insanlara dokunma fobisi yaşayanları tedavi etmek, rahatlatmak amaciyla kullanılan ve adına genellikle "Hug Machine", kucuklama makinesi denilen bir tibbi icattir. Bu alet 1965 yılında Amerikali Temple GRANDIN tarafından icat edilmiştir.
Bu kitaptaki kahramanimiz bir psikopat. Dokunmama hastaligi olan, duygulari olmayan bir adam. Üzülmüyor, kıskanmıyor, korkmuyor, hicbir şey hissedemiyor. Herkes, ‘öteki’ni kendi egosunun penceresinden seyrediyor; kıskançlık, öfke, sahiplenme, aşk, nefret, rekabet... Bunlar korkutucu elbette ve hayatı zorlaştırıyor. Milyonlarca gencin öldüğü dünya savaşlarında diktatörlerin egosu ne kadar rol oynamıştır düşünsene. Ama duygusuz bir hayat da bazı hastalar dışında- mümkün olamaz tabi. Ve kitabin finali Sağ gösterip sol vurdu.
Zülfü livanelinin Kardeşimin Hikayesi sonrası röportajından: -Gerçekten de insanlar, trafik kazalarından çok aşk cinayetlerinden dolayı mı hayatını kaybediyor?
- Bence öyle. Gazeteleri bu açıdan oku, ne kadar çok aşk cinayeti, intiharı, katliamı olduğunu göreceksin. Aslında her gün Othello, Anna Karenina, Madam Bovary, Werther haberleri okuyoruz ama dikkat etmiyoruz.
Ve kitabin kapağı icin : google.com/amp/s/resimbite...