Ulysses nam-ı diğer James Joyce’ un Ulu sesi
Modern Edebiyatın Ulvi Sesi
James Joyce’un bilinç akışı tekniğindeki ustalığıyla bir günlük zaman dilimini anlattığı eseri 20. yüzyıl edebiyatta modernizm hakareketini başlatan kitaplardan biri olarak gösterilir. İrlandalı yazar kitabını “Ulysses’in içine o kadar çok bilmece, bulmaca, gizem ve muamma koydum ki, bu profesörleri yüzyıllarca meşgul tutacak ve ne demek istediğimi tartışacaklar, insanın ölümsüzlüğü garantilemesinin tek yolu da budur.” sözleriyle anlatır. Ulysses Dublin’de geçen tek bir günü 16 haziran 1904 perşembe gününü anlatır. (James Joyce eşine aşık olduğu günü seçmiş) .Kitapta üç karakterin hayatlarının yanı sıra, Dublin sokakları ayrıntılı bir şekilde aktarılır, Joyce “Bir gün Dublin yıkılırsa bu romana bakıp yeniden yapılsın diye yazdım.'' sözüyle betimlemelerinin gerçeklik unsurlarını vurgulamıştır.
Kitabın derinliğinde bakış açısı, anlatım tutumu, anlatıcının kimliğiyle insanların bir günün içine beşeriyete dair neler sığdırabildikleri ,zihinlerinden akıp giden düşünceleri yer alır. Kahramanları gün boyunca takip eden olay örgüsü , kafalarından geçenleri ayrıntılarıyla tasvir ederek kendine özgü bir yöntemle anlatıcı ile karekterlerin iç sesi birbirine geçer ve birden bire gerçekten sanrıya, bir dimağdan diğerine atlayarak , kelime oyunlarıyla bulmacaya dönüşütürür. Leopold Bloom’un evinden çıkmasıyla başlayıp bir cenazeye iştirak etmesiyle devam edip Dublin sokaklarında geçirdiği tek bir günde ana karakterin ağzından, sonra diğer önemli karakterin dilinden, iç sesten, zihinden , anlatıcıdan , bilinç akışı tekniğiyle nakledilir. Eser Homeros’un Odysseia’sı üzerine kuruludur, kahramanlar yazarın yaşadığı dönemdeki Dublin’nin yoksul insanların dünyasındakilerle yeniden biçimlendirilir, her bölüm farklı bir saat diliminde, farklı bir mekânda geçer, cinas ve sembollerle bezenir. James Joyce’ un Ulysses’iyle Homeros’un Odysseia destanı arasında birçok paralellik simgesel koşutluk kurulur, sözcük oyunlarının izi sürülür.