Her gecenin bir sabahı vardır. Uykusuz gecelerin arkasından güneşin parıltısı gözlerinizin içine işler. Önemli olan ne yaşarsanız yaşayan bu pırıltıyı hayatınızda hissedin ve görün.
Burak Ballı'nın bu kitabı şiirlerden, aforizmalardan ve denemelerden oluşuyor. Şiirlerin konusu aşk iken; denemeleri ve aforizmaları okuyucularına öğütler vererek onlara insanın içindeki maneviyatın önemini aktarmak istemiştir.
Şöyle sesleniyor okuyucularına:
"Şimdilerde, sakin semtlerin düş sokağıyım ben, bilirim acı çekeni, çektireni; yalnızlığı da bilirim, kimini mahkum etmiştir, kimini sevmiştir. Hangi adam şiirlerin dışında bu yüreklere dokunabilir ki?.. Kader insanı mahkum etmiş, yürek insana feryat etmiş... Şimdilerde, demindeyim kızıl bir goncanın gülünde, şarkılar da eksik biliyorum, yaşanmamış her şey... Biliyorum ki biz şairler, sakin semtlerin dış sokağında gezenler. Şimdi... Geç olmasa da, gece de yürümeyi başarabilenler sessizliği ile çoğalabilirler."
Şiirlerde hissettiğim duygu yaşanmışlığın hissedilen tadı oldu. Fakat bu yaşanmışlıklarda, yaşanmak istenen ve yaşanılamamış olayların sessiz bekleyişlerini sezdim. Aşkın ruhen hissedilmesini ve eğer aşk ruhen hissedilmiyorsa o zaman aşkın var olmadığını kanıtlamak istiyor şiirlerinde. Ve yaşamak istediklerini sessizce bekliyor. Sessizlik belki de en büyük cevap. Şiirlerin dili anlaşılır olduğu için sorun yaşacağınızı sanmıyorum.
Aforizmalarda ve denemelerde, bir insanın manevi yönünün önemine dem vurmak istiyor. İnancın öneminden ve bu inanç sayesinde hayata bakışınızın değişeceğinden bahsediyor. Ruhun derinliklerine sessizce yolculuk yapmanızı sağlıyor.
Eğer bu türde kitaplardan hoşlanıyorsanız bu kitaba bakabilirsiniz.