·480 syf.····Okunma: 08 Aralık 2019 12:47 Dinle Kâri, Lale Devrindeyiz!..
Güneş Çağlayan sırtlarından yüzünü gösterdiği sırada Yeye, Hafız Çelebi'nin gösterdiği yerde bir çukur açmış, Kara Şahin de yine Çelebi'nin okuduğu dua eşleğinde, kuşağında sakladığı lale soğanını gömerek üstünü kapatmıştı. Laleye o anın ruhuna uysun diye
"Katre-i Matem" (Matem Damlası) adını verdi...
Lale, bağıma taç ve ben ona muhtaç.
Kapa gözlerini ve dinle sakî, bir İstanbul lalesinin çığlıklarını duyuyor musun?!.. İstanbul'a çıkmayan bir lale yolu, laleye çıkmayan bir İstanbul kadar kayıptır, yitiktir. Rüzgarları toplayan hüzünler aşklar yoksa İstanbul bahçelerinde ve bir kabir başında ışıklar yas tutar gibi laleler ağlar seher vakitlerinde.
Uyan sakî, lale devrindeyiz!..
Rüya gibi bir İstanbul, ülkeler arası entrikalara yol açmış bir çiçek, zengin çağrışımlı bir Osmanlı tarihi, hep merak edilen saray ve aristokrasi, isyana kadar varan taşkınlıklarıyla fakir halk, sınır tanımayan bir eğlence ve zevk dünyası, bütün bunların arasında derin bir aşk hikayesi ve korkunç bir cinayet...
Nefes nefese bir kovalamaca, heyecanlı bir macera...
İskender Pala;
(...)Bir saat sonra otelden ayrıldığımda karanlık ile birlikte kar yağışı artmış ama rüzgâr dinmişti. Bir sevgili edinmiştim ve
onun peçesini açmak için eve varmayı
bekleyemezdim. Üsküdar vapurunda başladım "kitabım"ın sayfalarını çevirmeye. Heyecanlıydım."
diyerek başlıyor.
Ve böylece onun duyduğu o heyecan bütün kitaba yansıyor. Bu eşsiz eseri İlk satırından son satırına kadar aynı heyecanla okuyorsunuz.
Keyifli okumalar...