Puan vermedi·160 syf.··
2019 17. kitabı
Hadis inkarının kökleri günümüzden çok eskilere dayanıyor. İmam Şafii hadisleri inkar eden birisiyle yaptığı münazarayı yazdığı bir eserinde anlatsa da daha sonraki dönemde bu hareket zayıflamıştır. Günümüze yaklaşıldığında ise İngiltere'nin Mısır ve Hindistan'ı işgal etmesi üzerine yeniden ayağa kalkmak için Kur'an etrafında birleşmek gerektiğini söyleyenlerle beraber canlılık kazanmaya başlamıştır. Çağımızda bu inkara girişenlerin tefsir, fıkıh gibi konularda ilim tahsil etmemiş kişiler ile Arapça bilmeyen ve sadece Türkçe kaynaklardan araştırma yapan kişiler olduğu göze çarpar. Bu tip kişilerin karşı çıktığı ilk nokta hadislerin sayısal çokluğudur. Bu da ne yazık ki araştırmadan yoksun bir iddiadır. Müsned'de elli bine yakın hadis olduğu söylense de doğrusu içinde 27647 hadis olduğudur. Hadis alimleri ravi zincirindeki me ya metindeki bir kelime ve isim farklı ise onu ayrı bir hadis kabuk etmektedir. Günümüzde tartışma konusu yapılan hadisler pratik hayatta başvurmadığımız hadislerdir. Toplamda iki yüz elli gibi bir rakamda olmasına rağmen bütün hadis külliyatını inkâra kadar gitmektedir. Bu konudaki eleştirilerden birisi de Peygamberimizin hadis yazımına izin vermemesidir. Ancak Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem daha sonraki dönemlerde bazı sahabilerine hadis yazımı için izin vermiştir. İzin vermediği durumların da sebebi bellidir. Ayrıca Peygamberimizin vefatından sonra hızlı bir şekilde hadis toplama işlemine başlandığı unutulmamalıdır. Günümüz ülkelerine bakıldığında hukuk sistemlerinin anayasa ve kanun şeklinde olduğunu görüyoruz. Genel kurallar anayasa ile günlük karşılaşılan sorunlar ise kanun ile çözüme kavuşturulur. Kur'an ve hadis ilişkisine de böyle bakabiliriz. Eğer günlük yaşanan her olay ile ilgili ayet inseydi ciltlerce Kur'an-ı Kerim olması gerekirdi. Kur'an ile yetinmek gerektiğini söyleyenler Rasulullah sallallahu aleyhi vesellemi sıradan insan konumuna indirgiyorlar. Toplumda yönetici konumunda bulunan ve ya üst düzeydeki birisine "bey, hanım" hitaplarini çok rahat bir şekilde kullanırken Peygamberimize saygı ifadesi kullanmayı bile kabul etmiyorlar. Onu sadece Kur'an'ı insanlara ileten daha sonra da ağzını bile açmayan, eli kolu bağlı bir postacı tipinde görüyorlar. Bu kadar basitleştirme ile onu neredeyse "yok" konumuna oturtuyorlar. Hadislerin reddinin bir diğer çıkmaz sokağın da Kur'an'da yer alan onca ayetin geçerliliği oluyor. Eğer Müslümanlar için Allah Rasulu hiçbir şey ifade etmiyorsa o zaman neden peygamberle ilgili ayetler indirildi? Hadisler yok sayıldığında şeriatın taşları çatırdayacaktır. Çünkü Kur'ân'daki ahkam ayetleri sınırlı konulardadır. Hadisler çıkarıldığı zaman teorik bazı bilgileri olan ama yaşantıda eksikliği hissedilen bir din ortaya çıkıyor. Ve bu da seküler bir din inşa etmenin en büyük basamağıdır. En önemlisi de hadisleri inkar etmek İslam'ın hak din olup olmadığı tartışmalarını da beraberinde getirecektir. Hadisleri reddetmek sahabeden bize kadar ulaşan yaşam tarzını da reddetmek demektir. Eğer bu din hak değilse o zaman Kur'an da hak değildir sonucuna ulaşmak kaçınılmaz olacaktır. Kur'an'daki ayetleri kendilerine delil olarak getiriyorlar ancak gerçekleri göz ardı ediyorlar. Âyetin hangi sebeple indiği, kime hitap ettiği, öncesi ve sonrasını ele almamaları ihmal ettiklerinden birkaçı sadece. Birçok ayette Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem önümüze örnek olarak koyuluyor, onlarca ayette Rasul'e itaat emrediliyor ve ayetleri açıklama yetkisi veriliyor. Ayetlerin anlaşılması için hadislere ihtiyaç olduğu aşikârdır. Namazın nasıl ve kaç rekat kılınacağı, ezan, zekatı nelerden verileceği, haccın yapılışı, zıharın mâhiyeti gibi meseleleri hadisler olmadan anlayabilmek mümkün değildir. Ayette evlenilmesi haram olanlar zikredilirken "analarınız, kızlarınız" gibi ifadeler kullanılır. Âyetin zahirine bakıldığında anneanne, babaanne, torunlar haram sınıfına girmemektedir. Aynı zamanda hanımın hala ve teyzesi de geçmemektedir. "Babalarınızın evlendiği kadınlar" ifadesinin içine babanın babasının evlendiği kadınları dâhil ediyorlar. Peki, annenin babasının evlendiği kadınlar ne olacak? Bu durumda aralarındaki benzerlikten dolayı hüküm veriyorlar. Yani Allah Rasulu'ne yakıştıramadıkları hüküm yetkisini hiç çekinmeden kendilerine almış oluyorlar. Rabbim bizleri doğru yoldan ayırmasın. Amin.
Kur’an Bize Yeter SöylemiEnbiya Yıldırım · Takdim Yayınları · 2019340 okunma
·
70 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.