·342 syf.··Beğendi
···Okunma: 13 Aralık 2019 20:02 Yine uzun süredir listemde olan bir kitabı bitirmiş oldum. Dorian Gray'in Portresi kitabını okurken Emile Zola'nın eserlerinin "muzır edebiyat" olarak gösterilerek İngiltere'de basılmadığı anlatılıyordu. Hatta Zola'nın kitabını İngilizceye çeviren kişi de yargılanmış ve tutuklanmış. Bunları okuyunca Nana'yı okuma sırası geldi, dedim. Daha önce Meyhane kitabını okumuştum, aslında bu kitap onun bir devamı olarak okunabilir, tek başına bağımsız olarak da okunabilir. Alt sınıftan olan Nana'nın güzelliğini ve kadınlığını kullanarak zenginlerin paralarını, mal ve mülklerini nasıl sömürdüğü anlatılıyor bu kitapta. Okuyunca Nana'ya hem acıyorsunuz hem tiksiniyorsunuz hem nefret ediyorsunuz. Erkek karakterlerde en az Nana kadar sorunlular; kimi zavallı kimi psikopat kimi kurnaz ama hepsi Nana'ya aşık. Nana ise evlilikten deli gibi kaçan bazen iyi niyetli bazen kötü niyetli, geleceğini düşünmeyen sadece gününü yaşayan bir kadın. Yaşadığı ahlaksız hayatı eleştirenler Nana'nın umurunda değil. Çünkü Nana sadece yaşamak istediklerine odaklanıyor. Zola eserlerinde hem yoksulluğu hem de yoksulluğun getirdiği ahlaki çöküntüyü çok güzel anlatıyor. Klasik okumaktan hoşlanırsanız kitabı kesinlikle tavsiye ederim.