·404 syf.····Okunma: 01 Aralık 2019 19:20 İyi Geceler Bay Tom, İkinci Dünya Savaşı döneminde İngiltere’deki şehirli çocukların zarar görmemeleri için köylere gönderilmesini konu edinir. Annesi tarafından sevgi görmesi gerekirken, şiddet gören kahramanımız William, Yaylaköy’deki ihtiyar bir adam olan Bay Thomas Oakley’e verilir. Belki de çocuk ilk kez yaşamaya başlar.
Willie’nin Londra’daki hayatında kendisini doğuran kadından gördüğü yetiştiriliş -daha doğrusu zülüm- tarzı, onu, kendisine iyi davranıldığında ürken ve bunu anlamlandıramayan, sevilmeyen, hareketsiz ve sessiz olduğunda iyi çocuk olduğuna inandırılan, gülümsemek, konuşmak gibi insani davranışlara karşı daha yabancılaştırılmış bir dünya itmiş. Ama insan başka bir dünyanın olduğundan bihaberse, onun dünya görüşü kendisine verilenden ibarettir. Üstelik bir çocuksa, elbette annesi onun için en doğru insan olacaktır. Fakat Willie’yi doğuran kadının ruhunda bir hastalık var ve asla bir anne değil.Çünkü annelik onu sevmekle başlar, fedakarlık ister, süreklilik arz eder. Çok zor bir iştir, bunu kadının fıtratına affedip küçük bir çerçeve ile sınırlandıramayız. O yüzden annesinden Willie’yi doğuran kadın diye bahsettim.
Willie’yi doğuran kadının en hain yönü de dini kullanıp, onunla korkutmasıdır. Dinin çocuklara kuralcı, gaddar bir şekilde empoze edilmesinden çok onlara yaratılan her şeyi sevmenin, nimetlerin farkında olmanın vermiş olduğu mutluluğu anlatmak daha doğru olacaktır. Tanrı’yı sevip, dindar olduğunu söyleyip de, gözünün önündeki, kendi canından olan evladını sevmeyen pürüzsüz yalancıdır. Gördüğü oğlunu sevemeyen, görmediği Tanrı’yı sevemez. Bu yüzden kadının ne anneliğinden ne de dindarlığından bahsedebiliriz.
Sevgi ve güven insanı rahatlatan en güzel duygulardır. Kadın, Willie’ye bunları veremedi. Willie, Bay Tom ile tanışmakla birlikte bu duygularla da tanıştı. Korkularını yendi Tom’la, Tom da onunla. Tom ona ihtiyacı olan ilgiyi, sevgiyi verdi. Söylesenize Tom’un yüreğinden bulabilir miyiz bu dünyada?… Ya da olabilir mi böyle yüreğimiz?… Belki evet, belki hayır ama onun çocuğa, çocuk olduğunu unutmadan bakması Tom’un eşsiz bir kalbi olduğunu gösterir. Tom’un çabası, sabrı ve merhameti birleşince, Will’in yaraları için merhem oluştu. Tom da Will ile iyileşti. İki acı bir araya gelince sonuç mutluluk mu çıkar?… “Her şeyin bir zamanı var” İyileşmenin de, unutmanın da…
Zach, Will’in olması gereken çocuk yanıydı ve oydu belki de. Onunla oynadı, onunla çocukluğuna döndü. Zach’in ölümü, Will’e acıyı, onu kabullenmeyi ve pes etmemeyi öğretti.
Carrie, önyargıların ve baskıların üstüne gidip onları yenen karakter, onu takdir ediyorum. Ve Will ile nehre gitmelerinde, eski Willie’nin yeni Willielere destek olduğunu fark ettim.
Willie olmak, bisiklete uzaktan bakmaktır. Will olmak ise, bin kere düşse de tekrar pedala basabilmektir.
Dünyayı çizmeni isteseler artık rengarenk boyayacağına inanıyorum, resim yapmayı asla bırakma. Ha bu arada Zach için Shakespeare okuyacağım. İyi geceler Will Oakley..