10/10
·167 syf.··
Beğendi
·
2019 29. kitabı
Kitabın sonundan bir alıntı yazmak istiyorum öncelikle: "Elimizden kitaplarımızı alsalar, bir anda neye uğradığımızı şaşırırız. Artık hangi yolu seçeceğimizi, kime tutunup kimden kaçacağımızı, neyi sevip neyden nefret edeceğimizi, neyi sayıp neyi hor göreceğimizi bilemeyiz. Bize insan olmak, yani etiyle kemiğiyle insan olmak bile yük geliyor:bundan utanıyoruz, ayıp sayıyoruz. *soyut insan* diyebileceğim garip yaratıklar olmaya can atıyoruz. " Tam da soyut insan devrinde yaşam mücadelesi veriyoruz. Ağlarken mutlu olmayı, severken nefret etmeyi ve git gide duygu karışıklığının verdiği sarsıntıyla kalbin hissedip şeklinde bile çelişki yaşıyor ortada öyle kalıyor ve yaşamdan soyut yaşamaya çalışıyoruz. Öyle ya Dostoyevski ardından bir kaç cümle ile de bunları çok daha net bir şekilde izah ediyor. Şöyle:"biz ölü doğmuş kişileriz" nasıl da oturuyor içinize bu söz değil mi? Öylece kaldım bende. "Ölü doğmuş yaşamlar" tıpkı kitabın bazı bölmelerinde acınası yerlerde güldüğüm gibi Burda da güldüm. Zaten gittikçe uçumurun sonuna doğru gidiyor duygularımız; acıya gülmek, acıdan haz duymak, acıya hırslanıp bağlanmak... Bunlar hep bir "ölü doğmuş yaşamlar" ın "uçurum kenarında" ufak bir esintiyi beklemek gibi. *** Kitabın incelemesine sondan başladım. Çünkü:sonunda bir başlangıç yaratan kitaba yalnızca bu yakışırdı diye düşündüm. Kitap, başından sonuna kadar içinde altın harflerle yazılmış sır verici sözler ile doldurulmuş. Kitabı okurken hem öğrendim, hem hissettim hemde bazı yerlerde gerçekten gülümsedim. Okunması gereken ve kütüphane de bulunması gereken bir kitap gerçi Dostoyevski söz konusu olunca seçicilik pek söz konusu olmuyor ama neyse. İyi okumalar dilerim.
Edebiyat
Yeraltından NotlarFyodor Dostoyevski · EZR Yayıncılık · 2019159,5bin okunma
·
13 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.