Tiyatrosuna bilet aldıktan hemen sonra sipariş verip, gelir gelmez yarıladığım bir kitaptı Cimri. Shakespeare aşığı birisi olarak söylemem gerekiyor mu bilmiyorum ama tiyatro eserleri çok hoşuma gidiyor. Cimri'yi de Shakespeare'in Atinalı Timon'una benzetmiştim. Ki bu kitap Shakespeare okumaya başladığım ilk eser, Shakespeare edebiyatına giriş kapısı olmuştu. Bu sebeple Moliere okumaya başladığım eserle aralarında olan benzerlik hoş bir rastlantı oldu.
Hazır böyle bir karşılaştırmaya girmişken şunu da belirtmeliyim ki; Cimri, Atinalı Timon'dan çok daha eğlenceli bir dille kaleme alınmış bir eser. Kitap; dünyalar kadar mal varlığına sahip olmasına rağmen her şeyini kendisine saklamaya bağımlı bir baba ve onun, hayatının gençlik yıllarını bu pintlik içinde geçirmek zorunda bırakılan çocuklarının yaşamlarını ele alıyor. Bahsettiğimiz bu baba o kadar pinti ki, ölmeyeceğini bilse aldığı nefesi vermeye dahi yanaşmayacak. Hal böyle olunca bu adam, onun çocukları ve çalışanları arasında tatlı-sert atışmalara sebep veren oldukça keyifli bir oyunun içine dahil oluyorsunuz.
Bu kitabı çoğu kitapta yaptığım gibi: Okunan, yaşanan ve seyredilen olarak ayrıma koyamıyorum çünkü yalnızca okumayıp iki kez de tiyatrosunu izlediğim için benim nazarımda fazlasıyla seyredilen bir kitap oldu kendileri. Lakin hararetle tavsiyemdir.