·214 syf.····Okunma: 05 Ocak 2020 19:50 "Yaban’ı istersen yadırga! Fakat oku!"
Şimdiye kadar okuduğum eserler arasında ikilemde kaldığım en ağırbaşlı roman...
Kitabın konusunu inceledikten sonra kitabı okuyup okumama arasında gel gitler yaşadım. Kitaba karşı bir ön yargım oluşmuştu. Söz konusu köylüleri aşağılayacak, küçük görecek bir aydın bekliyordum. Neden böyle bir izlenim oluşturdu bende bilmiyorum ama yanılmamışım.
Kitabın tamamında köylüleri hakâretlere boğuyor. Açıkçası kullandığı kelimelerden nefret ettim.
" 315 sahifelik romanda köylülerden bahsederken sevimli, müşfik tek bir cümleye rastgelinmediği gibi bu
zavallı mahlukları daima ya karınca sürüsüne, ya kunduzlara, ya çamurlu bir karnıbahara, yahut bir meşe kütüğüne benzetiyor. Diyebiliriz ki romandaki köy gerçek Anadolu’yu temsil etmiyor. Yakup Kadri Bey ne yazık ki bilerek ve bilmeyerek yahut sadece istisnayı umumileştirerek ihtiyar Anadolu’nun ahlak ve vicdanını da işam etmiştir.
Halbuki hala daha ve her şeye rağmen varlığımızın en sağlam ve en saf tarafı orasıdır. Varlığımız onun üzerine dayanmaktadır. Yıldırımdan beter belalarda çarpılmış bu insaniyet parçasının azıcık tanınabilecek bir tarafını kompozisyonun içine koysaydı, Yakup Kadri Bey’in bu eseri kim bilir sanat eseri olarak daha ne kadar kuvvetli olacaktı" diyen Burhan Ümit Toprak’ın Yaban’a bakış açısına katılmamak mümkün değil.
Aynı zamanda Reşat Nuri Güntekin'in
"Yakup Kadri Bey’in kitabını okuduktan sonra memleketimi bir kat daha sevdim. Yakup Kadri Bey biliyor mu ki, Yaban, şaheseridir? Ona bu kitabı yazdıran his teessür mü, şefkat mı, vatan aşkı mı, insan düşmanlığı mı, söyliyemem. Fakat söyliyebileceğim bir şey varsa o da Türk edebiyatında müstesna bir yer tutacak bir eser." görüşlerine katıldığımı da belirtmeden geçemiyeceğim.
Şimdi sıra sizde. Okuyup hangi görüşün düşüncelerinizde daha ağır bastığına siz karar verin...