10/10
·339 syf.··
2020 1. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 02 Ocak 2020 16:50
Cemil Meriç gibi hakikat peşinde koşan hayatı öğrenmek ve öğretmek olarak özetlenebilecek bir duayenin kitabını yorumlarken kaygıya kapıldım, doğal olarak. Umuyorum ki hakkını verebilmişimdir okurken, anlarken ve onu yanlış anlamadan, dosdoğru anlatabilirim. Kitabın ilk cümlesi Kimim ben? sorusuyla karşılıyor bizleri. Bir adamı tanımak için, düşüncelerini, acılarını heyecanlarını bilmemiz lâzım hiç değilse diyor yine kendisi. O halde neydi Cemil Meriç’in düşünceleri, acıları ya da heyecanları? Sorusunun devamında bu malzemeyi açıkça veriyor aslında. Hayatını, Türk irfanına adayan, münzevi, mütecessis bir fikir işçisi. İlk perde Batı düşüncesini tanımak ve tattırmak için çırpınıyor belli bir müddet. Daha sonraları miskinler tekkesi olarak gördüğü fildişi kulesinde kitaplarıyla inzivâya çekiliyor. Kelimeler dünyasının sultanı olmak, kendi sanatının ve düşüncesinin gökdelenlerini inşa etmek için. Kaderdir ki, istikbâle doğru kanat çırparken karanlık bir kuyuya dönüşür hayatı. Acımasızlaşan, sevdiklerine yabancılaştıran, istediğini yapamamak acizliğine yakalanan ve bu acizliğine tahammülsüzleşen iç dünyası da dışı gibi hasta, kâbus gibi bir hayat oluyor bir anda. 60’lı yıllara kadar Avrupa düşüncesi hakimken Hint Edebiyatı ışık oluyor, düşünce arayışına. Bu ışığı arayan adama, aydınlanmak ve aydınlatmak işin uyanık bir şuur, tetikte bir dikkat ve her şeyi kapsayan öğrenme isteği, merak lâzımdır. Oysa ki ülkede problemler üzerine kimsenin kafa yorduğu yoktur. Sağ kabuğuna çekilmiş, sol elinde manâsını bile bilmediği reçeteye bakmaktadır. Bu yüzdendir ki kendini ne soldan uzakta görür ne de sağın kucağında. Ona göre düşünce şüpheyle başlar, ve düşünce tezatlarıyla bir bütündür. Zıt fikirlere kulak tıkamak, hataya götürür. Hakikat ise her düşünceye saygıdır. Nitekim hiçbir izm’e bağlılığı yoktur onun, hiçbir ideolojinin boyunduruğu altına girmememiştir. Onun gayesi; Türk insanını, Türk toplumunu, Türk aydınını ve Türk düşüncesini aklın ve imanın kılavuzluğu ile her kesim okuyucuya nakşetmek, onların bi nebze olsun ufkunu açabilmektir. Bu Ülke kitabını şekillendiren de tam olarak bu düşünceleri olmuştur. Bunları dile getirirken öyle veciz cümleler kurmuş ve çarpıcı bir üslup kullanmıştır ki, birçok tartışmalara mahal verecek nispettedir. Öncülleri de yargıları da kesindir. Kültürel bakımdan zengin bir birikime sahip olması onu ukala ve biraz da küstah olarak nitelemeye sebep olabilir. Dipnotlarına bile kaneviçe diyen bu adam, düşüncelerini şekillendiren kişileri, eserleri özene bezene işlemekten geri kalmamıştır. Kısacası düşünce dünyanızı altüst edecek, tesirini uzun süre hissedebileceğiniz sarsıcı bir kitap. Ayrıca yazarın kalemiyle tanıştıktan sonra ister istemez hem kişiliğine hem de eserlerine hayran kalacaksınız, okuduğunuz tek eseri olmayacağı aşikâr. Ertelemeyin, okuyun!
Bu ÜlkeCemil Meriç · İletişim Yayınları · 202425,4bin okunma
·
1 +1'leme
·
56 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.