Gönderi

9/10
·408 syf.··
2020 1. kitabı
·
24 günde okudu
·
Okunma: 06 Ocak 2020 17:53
“Bir zamanlar tanrılığın ölümün zıttı olduğunu düşünmüştüm ama artık her şeyden daha ölü olduklarını görüyorum,çünkü hiç değişmiyorlar ve hiçbir şeyi ellerinde tutamıyorlar. “ Orta okul dönemimde Percy Jackson okuyarak mitolojiyle tanıştım. Çoğu insan mitolijiyi abartı,çocuk masalı ve ya fazla iğrenç olarak nitelendirebilir. Fakat bana göre içinde yaşadığımız dünyanın,günlük kullandığımız birçok kelimenin gerçek kökenini bulabileceğimiz,hayatı daha anlamlı kılacak şeydir mitoloji. Ben de Kirke’yi duyunca çok mutlu olmuştum o yüzden. Kirke’nin mitoloji hikayelerinde pek öne çıkmayışı ve genelde Odysseus sayesinde bilinmiş oluşu da bunu çok etkiledi tabii. Hep sadece cadı olarak bilinen küçük bir tanrıçanın hikayesini kendi ağzından dinlemek,tanrıçalığın verdiği sonsuz acısını onunla hissetmek çok hoşuma gitti. Kirke çok farklı bir tanrıçaydı. Her nympha gibi onun da güçleri çok sınırlıydı ve güçlerini keşfetmeden önce çok farklıydı. Güçlerini bulana kadar arafta kalmış gibiydi.Bir tanrıça gibi hissetmiyordu,farklıydı, çünkü yüreğinde ölümsüzlere özel acımasızlık hissinden muaftı;ama bir ölümlü gibi de kesilince kırmızı kanı akmıyordu. Onun zihni ve ruhu ölümlülere has merhamet,dürüstlük ve belki biraz aptallıkla kaplıydı. Bu yüzden kendi türüyle anlaşamadı;onların kirli oyunlarında,eğlence masalarındaki dedikodularında kendine yer bulamadı. Hep ölümlülere aşık oldu. Bir ölümsüz için bunun ne kadar acı verici olduğunu hayal edebiliyor musunuz? O gidiyor,ama sen hep kalıyorsun. Sonra bir başkasını seviyorsun ve aynısı yaşanıyor. Sen yine yalnızsın.Uzak bir adada,tek başına,belki aslanın ayağının dibinde kıvrılırken gözlerini ufka dikip gelecek yeni gemileri bekliyorsun. Zaman tüm ölümlüler için geçiyor,ama senin için zaman yok. Kitabın sonunun çok güzel bir belirsizlikle bitişi beni mutlu etti. Çünkü Kirke’nin içindekinin bir canavar olmadığını biliyorum. İçinde olan şey belki bir savaşçı,belki de sadece bir şifacı. Tek bildiğim ona kendisi olmayı Telemakhos’un öğrettiği. Telemakhos,en sevdiğim karakterdi diyebilirim. Odysseus’un oğlu olunca,her kes senden de büyük kahramanlıklar bekler tabii. Ama sen Athena’nın karşısındayken hayır,dersin. “Hayır,istemiyorum. Benim içimde bununla ilgili bir arzum yok”. Kendin olabilmek böyle bir şey. Çok sosyal bir insan olmama rağmen,bazen kendimi Kirke gibi hissediyorum. Kimsenin ihtiyacı yokmuş gibi. Uzun bir süre(hala) kendini bulamamış gibi. Sonsuzadek yalnız kalacakmışım gibi. Belki de hepimiz bazen öyle hissediyoruzdur.
Ben, KirkeMadeline Miller · İthaki Yayınları · 202444,2bin okunma
··
19 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.