·516 syf.····Okunma: 07 Ocak 2020 20:26 kitabın ortalarındayken insanların yarım bıraktıklarını pek sevmediklerini okumuştum. araya giren sınavlarımı, olan olayları düşünürsek kitabı okuma sürem uzayınca yarısında ben de biraz sıkıldım açıkçası ama sonuna gelince aslında her bir detayın ne kadar güzel ve özenle işlenmiş olduğunu anlayıp sıkıldığım için utandım diyebilirim. kitabı yarım bırakanlara da bir yandan hem bu hikayenin sonunu öğrenemedikleri için üzüldüm, hem de kemal’i ve hikayesini anlatma isteğini yarıda bıraktıkları için sinirlendim.
kendimi bu hikayenin bir parçası olduğum için şanslı ve mutlu sayıyorum. bir gün kitabın içindeki o biletle de müzeye girip her şeyi iyice görene kadar incelemek ve hatırlamak istiyorum.
eşyaların her gün gözümüzün önünde duran ve hayatımızı kolaylaştırmaya yarayan aletler olduğundan ayrı yaşanmışlıklarımızın bir parçası olduğunu fark ettim.
pamuk’un dilinde anlayamadığım ama beni çeken bir şey var. dili ne öyle süslü, ne fazla betimlemeli ne de çetrefilli. bana kalırsa fazlasıyla sade hatta. ama cümleler ve kelimeler öyle bir sırayla diziliyor ki sanki tek bir şeyin bile yeri değişse tüm kitap değişecekmiş gibi, mükemmel bir uyumla dizilmiş. bu yüzden kim ne derse desin ben diline aşığım.
son olarak, the washington post’un da dediği gibi: pamuk bu kitapla aşkı elle tutulur bir şey olarak önümüze koyuyor.