Puan vermedi·64 syf.····Okunma: 09 Ocak 2020 15:38 Jack London'ın Kuzey topraklarına olan hakimliği ve bilgisi ile bu kitapta yine karşılaşıyoruz ve o topraklarda adım adım geziyoruz. Üç ayrı hikayeden oluşuyor kitabımız. Biri 1902'de, diğeri 1908'de yayımlanan ve 'Ateş Yakmak' başlığını paylaşan iki ayrı hikaye ve 'Yaşama Azmi' adlı üçüncü hikaye.
Kuzey topraklarında köpeğiyle birlikte arkadaşlarının yanına varmaya çalışan bir adamın hikayesi. Daha önce bir adamdan duyduğu 'asla tek başına yola çıkma' cümlesine karşı gülüp dalga geçiyor. Fakat yolda başına gelenlerden sonra adamın ne kadar da haklı olduğunu anlıyor ve çok pişman oluyor. Nehir çevresinde, sürekli aktığı için asla donmayan yeraltı sularının üstü ince buz tabakasıyla kaplanır ve yolcular için tehlikeli birer tuzak haline gelirlermiş. Karakterimiz de bu tuzaklardan birine düşünce olanlar oluyor. Çünkü -50 derecelerde ıslak çorap demek ateş yakmadığın sürece sonunun geldiğini gösterir. Ve ateş yakmak için eldivenleri çıkarttığında da elerinin donması, kibritleri tutamaması, yakabildiklerini de düşürüp söndürmesi ile dehşete kapılıyor karakter. Sonunun geldiğinin farkında ve kampa ulaşamayacağını da anlıyor. Zira öyle de oluyor. Doğaya karşı verdiği amansız mücadelede, genelde olduğu gibi; insan mağlup oluyor.
Yaşama Azmi ise; dondurucu soğuklara rağmen altın aramaya giden insanların, altın uğruna dönüşebilecekleri vahşi hallerini, soğuğu ve Kuzeyi, doğanın karşısında insanın acizliğini anlatıyor Jack London. Açlığı, soğuğu, boşluğu ve zorluğu, ve elbette vahşi doğayı anlatıyor. Betimlemelerinin güzelliğinden bahsetmiyorum bile.