Ateş Yakmak (Modern Klasikler Dizisi - 129)

·
Okunma
·
Beğeni
·
10,9bin
Gösterim
Adı:
Ateş Yakmak
Alt başlık:
Modern Klasikler Dizisi - 129
Baskı tarihi:
12 Nisan 2019
Sayfa sayısı:
64
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786052957868
Orijinal adı:
To Build a Fire
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
Jack London, Kuzey topraklarını konu alan eserlerinde okurlarını buzla sarmalanmış bir diyarda adım adım gezdirir. Biri 1902’de, öbürü 1908’de yayımlanan ve “Ateş Yakmak” başlığını paylaşsalar da birbirlerinden olay örgüsü yönünden ayrılan iki hikâyeyle, “Yaşama Azmi” adlı üçüncü bir hikâyenin bir araya getirildiği bu derlemede de Jack London insanın buz kaplı doğayla ve kendi benliğiyle yüzleşmesini anlatır. Gençliğinde Klondike bölgesine altın aramaya giden ve soğuğun hüküm sürdüğü bu topraklarda bizzat yaşamış olan London, Alaska’dan Yukon’a, Kolondike’ten Kanada tundralarına kadar yörenin coğrafyasına ve sakinlerine oldukça hâkimdir. Jack London’ın karakterleri Kuzey’in dört bir yanda uzanan bembeyaz topraklarında vahşi doğanın gücüyle amansız bir mücadele halindedir. Doğanın, soğuğun ve pek iyi bilmedikleri bir coğrafyanın pençesinde, hayata tutunmaya çalışırlar. Ve ateş yakmak, bu varoluş mücadelesinin ilk adımıdır.

Jack London (1876-1916): Asıl adı John Griffith Chaney olan Jack London, San Francisco’da doğdu. Çocukluğunu anne ve baba sevgisinden mahrum geçirdi. Babası tarafından terk edildikten sonra, California’daki Oakland’da, annesinin ve London soyadını aldığı üvey babasının yanında yetişti. On dört yaşında okulu bırakarak serüven dolu bir hayata başladı. On dokuz yaşına geldiğinde, dört yıllık ortaöğrenimini bir yılda tamamlayarak California Üniversitesi’ne girdi. Ancak öğrenimini yine yarım bıraktı. İlk kitabı Son of the Wolf (1900; Kurdun Oğlu) geniş bir okur kitlesine ulaştı. Ona kalıcı bir ün sağlayan yapıtı ise The Call of the Wild (1903; Vahşetin Çağrısı) oldu.
Diğer önemli yapıtları arasında White Fang (1906; Beyaz Diş) ve Iron Heel (1907; Demir Ökçe) sayılabilir. En kalıcı yapıtlarından biri olarak kabul edilen Martin Eden’ın (1909) yanı sıra iki otobiyografik romanı daha vardır: The Road (1907; Yol) ve John Barleycorn (1913). Kitapları yabancı dillere en çok çevrilmiş Amerikalı yazarlardan biri olan London, 1916’da ardında çok sayıda eser bırakarak hayata gözlerini yumdu.
64 syf.
·3 günde
Çok gerildiğim bir kitaptı arkadaşlar. Nasıl bir hızla okuduğumu sayfaların beni nasıl sürüklediğini anlatamam. Kitabı tutuşumun sertliğini bir an önce sonucu öğrenmek için can atan hevesim sayesinde fark edemedim bile. Şu bir gerçek ki o anı yaşıyor, o soğuğu hissediyorsunuz. Tam bir hayatta kalma mücadelesi aynı adı taşıyan diğer hikayeye geçtiğimdeyse sürekli baştaki sayfalara dönerek acaba aynı sayfayı mı okuyorum diye tereddüt ettim ama hayır doğru sayfada doğru yeri okuyordum.
Benim için farklı bir tecrübe oldu hikaye aynıydı iki farklı son vardı. Bunun bende bıraktığı tat bir şeyi ilk kez tadıyor olmakla aynı sevip sevmediğimden çok emin değilim. Biri diğerinin sanki revize edilmiş haliydi. Fakat ikisi yaşamaksa ayrı bir deneyim yazarı daha çok tanımak onun hakkında daha fazla bilgi sahibi olmak gibi okuduğum çoğu kitapta yazar yazılan sonun zıttını kaleme almış olsaydı eğer nasıl bir son olurdu diye düşünüp merak ederdim ben bu noktada o merakıma da yanıt bulmuş oldum.

Teşekkürler Jack London seni tanıdığıma memnun oldum.

Sırada herkesin dilinde olan "Mardin Eden" eseri var. Şimdiden o eseri övecekler arasında olduğunu biliyorum. Keza ateş yakmak eseri bunu kanıtlar nitelikte.

Keyifli okumalar dilerim. Kitapla kalın.
191 syf.
·4 günde·Beğendi·Puan vermedi
Jack London’un okumuş olduğum 6. kitabı, ancak bunun okumuş olduğum ilk hikaye kitabı olduğunu belirtmek isterim. Romanları ayrı, hikayeleri ayrı bir güzel ya. Bir şeyler yazabilmek için insanın önce anlatacak şeyleri olmalı sözü vardır ya; yazar bu hikayelerini gerçekten yaşayarak yazmış. Okurken bu kadar da olur mu diye çok söylendim ancak oluyormuş.
Bunu yazarın şöyle bir anısıyla desteklemek isterim;
“Jack London, California Üniversitesinde yazarlık kurslarına devam ederken, yazdığı öykü denemelerini gerçek yaşamda rastlanmayacak derecede vahşi sahnelerle dolu diye eleştiren profesörüne, “Bütün bunları gördüm ve yaşadım,” diye cevap vermiş”.
Gerçi okurken ben de o ormanların içinde, kuzeyin soğuk ikliminde, kurtlarla, ayılarla beraberdim ve gerçekten “donmak” kelimesini bizzat yaşadım diyebilirim. İnsanın doğa karşısında ki acizliğini de çok net görmüş oldum. Gerçi çoğu insan farkında değil bu durumun ve bilinçsizce zarar veriyoruz; ancak zamanı gelecek ve doğa öcünü bir şekilde alacaktır. Genel olarak öykülere ısınamamış biriyim ancak gerçek hayatın içinden olunca herhalde başka geliyor. Yazar vahşi doğayı muhteşem bir şekilde betimlemiş.
Ateş yakmak hikayesi aslında yaşamın da kendisi. Ateş yakmak kavramı şu an için belki hiçbir şey ifade etmeyebilir ancak kuzeyin o dondurucu soğuğunda ne anlama geldiğini bu hikayeyi okuduktan sonra anlayabiliyorsunuz. Yaşam da böyle değil mi? Normal bir şekilde giderken hiçbir şeyin farkında olamıyoruz ancak zorlu durumlarla karşı karşıya kaldığımızda bazı şeylerin farkına varabiliyoruz. Diğer hikayelerde de aynı duyguları yaşadığımı ifade etmeliyim.

40 yaşında hayata veda etmiş bir adamın bu kadar kısa sürede onca şey görüp, bunları kitaplara aktarması gerçekten muazzam bir olay. Hayran olmamak elde değil.
64 syf.
·1 günde·Beğendi·9/10
Nasıl bir yetenektir bu bilmiyorum ama Jack London kitaplarında soğuğu insanın iliklerine kadar hissettiriyor. Yine Kuzey Toprakları'nda geçen hikâyeler soğukta hayatta kalma mücadelesini anlatıyor. Ateş Yakmak isimli iki hikâye var başta ikisi de aynı gibi gelse de olayın gidişatı ve sonucu farklı oluyor. Üstelik bu iki hikâye ile yazarın yıllar içindeki değişimine de şahit oluyoruz. Sonuncu hikâye ise Yaşama Azmi gerçekten karakterin yaşama azmine hayran oluyorsunuz. Kısacık olsa da aynı anda insana farklı tatlar yaşatan bir kitap. Tavsiye ederim. Bol okumalı günler :))
58 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
Yine bir Jack London harikası. Okurken o soğuğu iliklerime kadar hissettim. Karakterlerin yaşama azmini, vahşi doğada hayatta kalmanın insanın içini ürperten yanlarını, o kibriti yakamayışı, parmaklarının soğuktan hissizleşmeye başlaması, suya batması... okurken her şeyi ben de oradaymışım ve şahit olmuşum gibi hissederek okudum. Jack London'ın bu kısa öykülerini okumak insanın okuma iştahını artırıyor, uzun ve ağır kitaplar okurken araya hep bir tane sıkıştırıyorum.
64 syf.
·Puan vermedi
İncelememde spoiler yoktur rahatlıkla okuyabilirsiniz. 64 sayfa olduğu yazıyor ama aslında 58 sayfadan ibaret insanın çok kolayca bir gün içinde bitirebileceğini birçok betimlemeye yer verilmiş bir kitap. Yaşama azmini anlatıyor Jack London bize bu kitabında. En kötü durumda iken bile içimizdeki o ruhun bilinçsizce nasıl ölüme karşı direndiğini anlatıyor güzel bir roman okumanızı tavsiye ederim. Her zaman bir umut vardır. Ve insan hiçbir zaman kendine her konuda fazla güvenmemelidir.
64 syf.
İnsanı derinden etkileyen, içine işleyen bir eser. Okurken orada olmayı ve zorluklarla nasıl başa çıkılabileceğini, düşünmek bile sarsıyor insanı. Güçlü bir yazarın, etkileyici bir kitabı.
İyi okumalar.
64 syf.
·9/10
Jack London her kitabında olduğu gibi bu kitabında da alıp götürüyor bizi, soğuk karların, eksi derecelerin içine atıyor. Ana karakterle birlikte o soğuğu iliklerimize kadar işletiyor. Hayatta kalmayı, mücadeleyi soluksuz bir şekilde film izler gibi yaşatıyor. Kısacık ama içinizi uzun süre buzz gibi eden bir kitap 'Ateş Yakmak'...
184 syf.
·2 günde·8/10
Her zaman sormuşumdur kendime; közde mısır mı daha lezzetli, yoksa haşlama mısır mı diye.. Ama bu tarz ilginç kararsızlıkları, hiç Jack London'da yaşamadım.. Yazarın her kitabı ayrı bir tatta güzel.. Soğuğu, çok soğuğu anlatıyor bu kitabında... İliklerinizde hissedercesine.. Kutupta çetin hayat mücadelesi.. Soğuğa karşı koyamayan köpekler ve insanlar.. Köpeğin geçmediği kitabı yok gibi.. Bu yazar bir başka..
64 syf.
·1 günde·10/10
Ateş Yakmak benim gibi into the wild filmini defalarca izleyen biri için defalarca okunacak iki öyküden oluşuyor. İlk öyküde -ateş yakmak- insanın kuzeyin soğuk topraklarıyla olan amansız mücadelesini ve donarken en sonunda mücadeleye pes edip ölüm uykusuna yatmanın nasıl bir his olabileceğini anlatıyor ya da bir anlamda yaşatıyor. Öyle ki güneşli, sıcak pazar gününüzün soğuk ve kasvetli bir hal almasına sebep oluyor. Yer yer de sıcacık evinizde soğuktan titremenize...
Diğer öykümüz -yaşama azmi- ise açlığın acımasız gerçekliğini okuyucuya tokat gibi çarpıyor. Aynı zamanda yaşamanın eşsiz olduğunu ve bedendeki son yaşam kırıntısıyla dahi olsa uğruna mücadele etmeyi yani hayatta kalmanın içgüdüsünü ustalıkla anlatıyor. Çevirmenin notuna göre Nadezha Krupskaya'nın ölüm döşeğindeki eşi Lenin'e bu hikayeyi okumuş ve Lenin de bu hikayeden oldukça etkilenmiş...
Eh şimdi bir de Ed Stafford- Norveç bölümünü izleyip bu kitabın hakkını vermek gerekir.
64 syf.
·2 günde·Beğendi·8/10
Jack London'ın bu üç hikayeden oluşan kitabında, hikayelerin kahramanları hayatta kalma mücadelesi veriyor. İnsanın doğayla ve kendi benliğiyle yüzleşmesi anlatılıyor.
Yazarın üslubu ve tasvirleri gayet başarılı.
Hikaye severlerin beğeneceği bir kitap.
174 syf.
Yazarlar hayatından parçalar sunar yazdıklarında. Hayallerine eşlik eder yaşanmışlıklar. Bu Jack Londan ‘da biraz daha fazla göze çarpıyor. Gerçekten zor ve maceralarla dolu bir hayatı olmuş. Yapı gereğiyle de atılıyor maceraya. Neredeyse öleceğini bile bile donma riskini göze alarak altın arama işine koyuluyor. Dolaşmadığı yer kalmıyor. Ama elleri boş dönüyor ülkesine. Gittiği her ülkede hapse girip çıkmışlığı var. Polislerle başı dertte biri. Yapmadığı iş kalmıyor. Beden gücü gerektiren her işe atılıyor. Yirmili yaşlarda artık beden gücünü satmayı bırakıp beynini satmaya karar veriyor. Okuduğu Robinson Crusoe eseri onun ufkunu açıyor. Kütüphaneden çıkmadan okumlar yapıyor ve kalemini kullanarak hayatını kazanmaya karar veriyor böylece. İşte hayatı maceralarla dolu London Ateş Yakmak adlı eserinde üç okunası hikaye kaleme almış. Bir boksörün hayatı bir aşk hikayeleri hayatından esintilerle dolu. Dili sade ve akıcı. Ben 1953 baskısını okudum bu sebepten biraz bozuktu cümleler fakat o kitap kokusu ve kağıdın dokusu bunu göstermedi bile okurken. Keyifli vakit geçirmek için okunacak eserlerden.
Hayata dair şeyler konusunda hızlı ve dikkatliydi ama sadece somut şeyler için geçerliydi bu tetikte olma hali, o şeylerin taşıdığı anlamlar için değil.
"Hava kırk beş derecenin altına düştüğünde yola bir arkadaşla birlikte çıkmak şarttı."
Jack London
Sayfa 15 - İş bankası kültür yayınları

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Ateş Yakmak
Alt başlık:
Modern Klasikler Dizisi - 129
Baskı tarihi:
12 Nisan 2019
Sayfa sayısı:
64
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786052957868
Orijinal adı:
To Build a Fire
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
Jack London, Kuzey topraklarını konu alan eserlerinde okurlarını buzla sarmalanmış bir diyarda adım adım gezdirir. Biri 1902’de, öbürü 1908’de yayımlanan ve “Ateş Yakmak” başlığını paylaşsalar da birbirlerinden olay örgüsü yönünden ayrılan iki hikâyeyle, “Yaşama Azmi” adlı üçüncü bir hikâyenin bir araya getirildiği bu derlemede de Jack London insanın buz kaplı doğayla ve kendi benliğiyle yüzleşmesini anlatır. Gençliğinde Klondike bölgesine altın aramaya giden ve soğuğun hüküm sürdüğü bu topraklarda bizzat yaşamış olan London, Alaska’dan Yukon’a, Kolondike’ten Kanada tundralarına kadar yörenin coğrafyasına ve sakinlerine oldukça hâkimdir. Jack London’ın karakterleri Kuzey’in dört bir yanda uzanan bembeyaz topraklarında vahşi doğanın gücüyle amansız bir mücadele halindedir. Doğanın, soğuğun ve pek iyi bilmedikleri bir coğrafyanın pençesinde, hayata tutunmaya çalışırlar. Ve ateş yakmak, bu varoluş mücadelesinin ilk adımıdır.

Jack London (1876-1916): Asıl adı John Griffith Chaney olan Jack London, San Francisco’da doğdu. Çocukluğunu anne ve baba sevgisinden mahrum geçirdi. Babası tarafından terk edildikten sonra, California’daki Oakland’da, annesinin ve London soyadını aldığı üvey babasının yanında yetişti. On dört yaşında okulu bırakarak serüven dolu bir hayata başladı. On dokuz yaşına geldiğinde, dört yıllık ortaöğrenimini bir yılda tamamlayarak California Üniversitesi’ne girdi. Ancak öğrenimini yine yarım bıraktı. İlk kitabı Son of the Wolf (1900; Kurdun Oğlu) geniş bir okur kitlesine ulaştı. Ona kalıcı bir ün sağlayan yapıtı ise The Call of the Wild (1903; Vahşetin Çağrısı) oldu.
Diğer önemli yapıtları arasında White Fang (1906; Beyaz Diş) ve Iron Heel (1907; Demir Ökçe) sayılabilir. En kalıcı yapıtlarından biri olarak kabul edilen Martin Eden’ın (1909) yanı sıra iki otobiyografik romanı daha vardır: The Road (1907; Yol) ve John Barleycorn (1913). Kitapları yabancı dillere en çok çevrilmiş Amerikalı yazarlardan biri olan London, 1916’da ardında çok sayıda eser bırakarak hayata gözlerini yumdu.

Kitabı okuyanlar 2.072 okur

  • Sevda Uzun
  • Ali Taslak
  • Efe PALALI
  • Baba
  • Osman
  • Berna
  • Ferhan Nenni
  • Harun
  • Efekan DEMİRAĞ
  • Saadet

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%12.6 (97)
9
%14.6 (112)
8
%25.7 (197)
7
%14.6 (112)
6
%5.2 (40)
5
%2.5 (19)
4
%0.7 (5)
3
%0.1 (1)
2
%0.1 (1)
1
%0.1 (1)

Kitabın sıralamaları