·252 syf.··Beğendi
···Okunma: 12 Ocak 2020 15:48 "Sırça Fanus da nedir? " kitapla ilgili ilk merak ettiğim soru kitabın orijinal ismiydi, "The Bell Jar". "The Bell Jar " kendisi izole edilmiş, kaçışı olmayan duvarla örülü bir nesneyi temsil ediyor. Hapse bile girmesine gerek yok beyninin içinde kendi hapishanesini yaratmış. Yazar peki neden "A Bell Jar" değil de "The Bell Jar" kullanmış? Belli, apaçık bir Sırça Fanus'tan bahsetmiş, herkesin bildiği ve içinde olduğu, ya da belkide ve kendisini bildi bileli olduğu o sırça fanustan bahsetmiş. Ama benim sırça fanusum da dememiş... Yani herkesin bildiği, güzel-çirkin, uzun-kısa herkesin, sırça fanustan ve herkesin anlamasalar da bu sırça fanusun içinde olduğu gerçeği...
Eğitim hayatında oldukça başarılı olan Esther'ın, adeta kendi dilinden anlattığı bu kitap, bir insanın iç dünyasına dair bir roman. "Ben" dilinden hiç kopmuyor, bazen o olur ya, beynimizden milyonlarca düşünce geçer ardı ardına durmaksızın. Heh işte bu kitapta da Esther'ın kafasından geçen her bir düşünceyi okuyoruz, olumlu, olumsuz, bazen gülünç bazen utanç verici her şeyi.
Esther, Psikolog Aaron T. Beck'in araştırmasında not ettiği üzere iki yaygın ve ayırt edici nedenlerden dolayı depresyona girmişti. İlki gelişme düzeyindeki bir insanın yaşadığı hayatsal durumlar mesela aile üyelerinin kayıpları/ölümleri. Kitapta Esther'ın mezarlığı ziyaret etmesinde gözlemlediğimiz üzere babasının ölümü onun bu durumunu, yani ilerde gerçekleşecek bir kayıpta/başarısızlık durumunda ani, beklenmedik ve aşırı bir tepki göstermek, açıklayacak vaziyette. Ama sadece aile üyelerinin bir kaybı değil, ek olarak Harvard'dan aldığı ret de onun bu psikolojik çöküşünü etkilemişti.
İkincisi, bu tip karakterlerin mükemmeliyetçi özelliği, böylelikle herhangi bir başarısızlık durumunda hayatları başlarına yıkılabilir. Esther'in çok başarılı, sürekli yüksek not peşinde olmasını da bu durumla açıklayabiliriz. Hatta belki küçüklükten beri hoşlandığı çocuk Buddy'nin kendisine bakire olmadığını söylediğinde, onun da artık ideal bir erkek olduğunu düşünmesini bırakması gibi.
Esther'ın eleştirel yapısı sadece başkalarına karşı değil, başkalarından çok kendisiyleydi de. Babası kadar dil bilmemesi, ilişkiler hakkında pek fazla bilgi olmaması... Bunlardan sadece iki tanesiydi kendisi hakkındaki düşüncelerinden. O mükemmel kafasındaki plana uymaya çalışıyordu bir şekilde.
Harvard'dan aldıığı yazma kursundaki retten sonra bir zamanlar kendisine akademik anlamda güvenen o insan kaybolup adeta kendine hakaretler savurmaya başlamıştı. Bu değişim, hayatındaki karşısına çıkan durumları olduğundan daha fazla dramatikleştirmesinin sonucuydu. Depresyonun ve kendisini öldürmeye çalışmasının da nedenlerinden biriydi belki de.
Asla evlenmeyeceğini söylediğinde Buddy'e bundan emindi. Erkeklerin egemenliği altında yaşamaya niyeti yoktu. Neden bir kadının bebek gibi sürekli düşünmek zorunda olduğu bir durum vardı da erkeklerin yoktu?