Puan vermedi·208 syf.····Okunma: 13 Ocak 2020 23:56 Bu kitapta daha önce karşılaşmadığım ve alışılageldik olmayan şeyler var. Romanlarda genelde uşaklar figüranken bu romanda direkt uşakları inceliyoruz ve onların izleniminden dönemin siyasi toplantılarını, karakter tahlillerini görüyoruz. Kitabın büyük çoğunluğunda baş karakterimiz Bay Stevens uşaklığı boyunca yaşadıklarını anlatıyor. Bu anılar pek de ilginç olmamasına rağmen gayet sürükleyici bir görüntü vermesi şaşırtıcı. Kitapta nerdeyse bir tane bile alıntılamaya değer söz yok ama diyaloglar ve Stevens'ın anılarından çıkardığı sonuçlar o denli güçlü ki kitapta özlü sözler olmaması hiç de eğreti durmuyor.
Romanda sıkça bahsedilen bir "vakar" kavramı var ki bahsetmeden edemeyeceğim. Vakarın sözlük anlamı ağırbaşlılıktır ama karakterimiz vakara o denli anlamlar yüklüyor ki etkilenmemek elde değil. Stevens bir başuşak olarak tüm gayesi çalıştığı evin sahibine layıkıyla hizmet etmek, memnun etmek. Belki Stevens dünyayı değiştirecek şeyler hiçbir zaman yapmadı, yapmayacak da ama hizmet ettiği şahsın başarılarından kendine pay biçmek onu manevi olarak yeterince doyuruyor. Stevens'ın bu tavrı belki dünyayı kendi eliyle döndürmek isteyen bir idealisti bir hayli kızdırabilir ama Stevens'ın işi bu ve bu işini özenle yapmayı tek gaye olarak görmesi onu köle değil ancak erdemli bir insan yapar. Herkes yaptığı işi düzgün yapsa sorunlar çözülmez mi, herkes kapısının önünü süpürse daha temiz bir dünya olmaz mı?