Kitap iki hikaye şeklinde oluşuyor .
Ikisinde de empati duyguların yetersizliğine savaşca açlığa ve iç ruhun bilinmemezligine değiniyor...
Özellikle ikinci kısım gerçek stefan dediğimiz şekilde yazılmış .
Sahafçı olarak çalışan medel. Hayatın da tek sahip olduğu kitaplarıyla yaşamakta ( Bir cafe de ). Öyle kaptırarak okuyor ki kitaplarını etrafında ki hiç bir değişikliğin farkında olmadan kitapların içerisinde ki cümlerle 35 yılını bir masa basında geçiren efsane bir adam .. Ama gel gör ki. Ölümünden 6 yıl sonra onu tek hatırlayan cafenin tuvalet temizlikçisiydi.
Kesinlikle okuyun .