A’nın Türküsü…
A’nın A, B’nin B olduğu konusunda A ile B arasında bir anlaşmazlık vardı. Bu bir krizdi elbet, fikri ihtilaf doğuruyordu. *Argüman A’nın A olduğu konusunda bir yanılgı vardı, bilinçli bilinçsiz. A’lar ve B’ler hep bir aradaydılar ama zaman zaman anlaşmazlık su yüzüne çıkıyordu. A’lar ve B’ler sayıca eşit gibi gözükmekteydi. A’lar gerçeği arkasına almışsa B’ler maddi gücü arkasına almıştı. A’lar hemfikir içinde olduklarını göstermek için nadiren birlikteydiler. A’nın A olduğu konusunda A yetkindi belki fakat B’ler, geçici üstünlüklerine bel bağlayarak, A’ların sayıca az gözükmesine ilaveten dayanışma içerisinde olmamasından yararlanarak ‘’bizim dediğimiz doğrudur!’’ diyor, kendi geçici üstünlüklerini A’lara dayatıyorlardı. A’lar kendi içlerinde bütünlüğü sağlama çabasındaydılar ama her kafadan bir ses çıktığından istikrarsız bir görüntü sergiliyorlardı. İstikrarsız olarak görülen şey belki çok da uzun olmayan vadede kazanmalarını sağlar mıydı? Belki sağlardı. Fakat problemin çözümü zaman sıkışması yaşanmasına bağlıydı. Yoksa bir problemin A olan çözümü her zaman B olarak işaretlenecekti vakit kaybı olarak. Bu bir filmden daha gerçekti. Hayatın daha kolay lezzetli insani biçimde aktığı tarihler ve coğrafyalar var olmuş olsa bile bilmezdik. Zamanda acımasızca ilerlerdi hızlı trenler gibi. Öğrenme sürecinin kendisi aslında seviye atlamak ve özgürleşmekse de. Kişisel evrenimizde bunu gerçekleştirdikçe dünyayla bütünleştiğimizi beyhudelikten kurtulduğumuzu evrenin genişlediğini bize bünyesinde yer açtığını anlardık. Dünyadaki varlığımız daha bir anlam kazanırdı. Dışımızdaki dünyayı anlamak için kendi iç dünyamıza çekilirdik kitaplarda bu arada bizim en iyi dostlarımız olurlardı.
*Argüman -bir şeyin doğruluğu, gerçekliği konusunda inandırıcı belge.