·592 syf.····Okunma: 23 Ocak 2020 12:21 Bu kitabı Tatlılar ve Acılar olarak ikiye ayırıp öyle incelemek istiyorum. :)))
Tatlılar :
Kitabın başlarında Mustafa Fehmi Kubilay ile karşılaşmak beni mutlu etti. Zaten bu ismi ne zaman duysam gözlerim dolar.
Zıt kutuplarda bulunan insanların birbirlerini dinlediklerinde nasıl da iyi anlaşabileceklerini gördüm.
"Fred" en sevdiğim karakterlerden biri oldu. İnsanlık tarihinin başlangıcı ve önemi hakkında önemli bilgiler verirken eğitim sistemine bir eleştiri değiştirilen tarihe bir sitem vardı.
İlmiye ismi ve Sümerler ilişkilendirmesini çok sevdim.
Sayfa 169 da ki İsa'nın resmi beni çok şaşırttı. Bildiğimiz Avrupalı görünümündeki İsa resminden çok farklı ve siyahi.
Anunnakiler gerçek olabilir mi? Bunu çok düşünmeye başladım.
Yeni Türkiye Cumhuriyeti'nde her şeyin liyakat ile yapıldığını, Atatürk inkılaplarının kadın ve erkeği nasıl da eşitlediğini, kadınların "biz de varız, gör beni" dediğini gördüm.
Yazarımız Allah'ın yeryüzündeki "sessiz kullarım" dediği varlıkları da es geçmemiş.
Meleklerin hayvanlardan kaçtığı yönündeki uydurulmuş hadislerden bahsetmiş.
Ve tavsiye müzikler o an ki olay ile oldukça uyumlu etkisini arttıran bir tarzdaydı. Bunu da sevdim.
Acılar:
Uzun uzun bakışlarla geçen dizi sahneleri gibi bölümler beni sıktı.
Azra Kohen kitaplarında başrol kadın karakteri her zaman mükemmel gösterir. Ülkü de öyleydi. Bunu sevmedim.
Ve bazı yerlerde Ülkü yü şımarık kız çocukları gibi gördüm.
Okunabilir mi evet.
Okumazsanız ne kaybedersiniz.
Hiçbir şey...