Tanzimattan sonraki edebiyat tarihi yerine ciddi tarih okutsanız olmaz mı diyor selim pusat. Öğretmen soruyor bunun öğrencilere faydası ne ?
Ve selim pusat unutamayacağım şu cümlelerini kuruyor. “Kahraman anası olmak elbette. Kül tegin’in adına dikilen taş mıdır mühim olan, yoksa onun savaşları mı ? O taşların üstündeki lehçe mi ehemmiyetlidir yoksa Kül Tegin’in kendisi mi? Oğlunu kahraman yetiştiren Kül Tegin’in anası umay, hiç edebiyat tarihi okumamıştı.. ama savaşları elbette biliyordu, yaşıyordu.. Atsız yine yapmış Atsızlığını.. Bu kitap hakkında söyleyecek o kadar çok cümlem var ki.. Uygur masalından Burkay’a, Osmanlı’dan Cumhuriyet’e.. Her bi olaya konuya tarihe ayrı ayrı değinmiş sanki. Tarihi, efsanevi ve gerçek olaylar harmanlanıp çok güzel bi tat oluşturmuş. Kitabın en beğendiğim yönü tarihi ve edebi birikimi çok fazla. Bi sayfada Plevne gazisini okurken diğer sayfada sarıkamışı okuyosunuz. Ya da bi sayfada şiirlerin insanı gözyaşıyla öldürdüğünü konuşurken, diğer sayfada harbin insanı kanla öldürdüğünü aslında ikisininde ince bi çizgi oldugunun farkına varıyosunuz. Bu kitabı okuyup üzerine uzun uzun düşünmeniz gerekebilir. Şunu atlamadan geçemeyeceğim, 92. Sayfada II. Abdülhamid Han’dan öyle güzel bahsetmiş ki, Tarihe ilgisi olan ve Abdülhamidi merak edenler lütfen ilk fırsatta okusun diyorum. Sevdiğim 2 kahraman oldu;
Üniforma sevdalısı yiğit bir asker
Ve bir Tarih Öğretmeni.. Nedense bu kahramanlar bana çoook tanıdık ve hoş geldiler. Evet Selim Pusat’tan ve Leyla Hanzâde’den bahsediyorum. Mutlaka tanışmalısınız