Çok fazla Dostoyevkski okuduktan sonra Oblomov’da karakterlerin davranışlarını çok tutarlı ve gerçekçi buldum, inanılmaz hoşuma gitti. Gonçarov benim için kadınlar hakkındaki düşünceleri dönemin bakış açısını yansıtması ile çok özel bir yere sahip oldu özellikle Zahar’ın Anisya hakkında söylediği sözlerin değişmesi çok etkileyiciydi. Olga en sevdiğim kadın karakterlerden biri oldu, yine Olga üzerinden kadınlara karşı olan yargıların değiştirilmeye çalışıldığını ve buna aşk gibi evlilik gibi derin meselelerin de dahil edilerek güzelleştirildiğini düşünüyorum.
Oblomovluk aslında bir kabulleniş ve tükenişin hikayesi kitabın başında bunu çok net hissederken hep bir acaba sorusu beliriyor ama bu bize gösteriyor ki insan kendi yazgısını kendi yazar, kendini umutsuzluğun kollarına bırakıp talihsizliğini kabul etmek bizi en fazla altından bir kafese koyar.
Oblomovculuk..Aslında hepimizin içinde bir kuruntu, korku, kaygı hayatın her döneminde düşme ihtimalinin olduğu çukur.