Halil İnalcık 'in Rönesans Avrupası araştırması 4 bölümden oluşuyor. Birinci bölümde Rönesans'a ait kısa bir sanat tarihi dersi görüyoruz. Çıkış yeri Floransa İtalya olan Rönesans hareketinin öne çıkan dehalarini inceliyoruz. Bu dehalarin 15. Yüzyılın ikinci yarısından itibaren verdikleri eserler eşsiz güzellikte. Mimaride, heykelde, resimde verilen eserler bugün başta italya müzeleri olmak üzere, turistlerin en uğrak yerlerinden. Aslında bu sanatçılardan önce anmamiz gereken bir aile var. Medici ailesi. İtalya'nın en önemli ailelerinden biri olan Medici ailesinin ,sanata ve sanatçıya verdiği bu değer olmasa belki de bu hareket başarısız bir hareket olarak tarihteki yerini alacaktı. Her türlü olumsuzluğa rağmen, Medici ailesinin özellikle manevi yönden verdikleri destek, açtıkları sanat okullari birçok sanatçının yetişmesine katkıda bulunmus.
Bu sanatçılar öyle sanatçılar ki,on parmaklarinda on marifet. Mimari eserleri, heykelleri, resimleri birarada verebilen eşsiz insanlar. En başta gelenleri, Michelangelo, Leonardo da Vinci, Botticelli, Brulesschi, raphael ve Donatello olarak sayılabilir. Örneğin, Michelangelo öyle yetenekli bir sanatçı ki, başka heykeltıraşlarin isleyemeyip çöpe attıkları mermer bloktan bugün en çok ziyaretçi alan Davud heykelini yaratabilmis. Yine Leonardo da Vinci muazzam bir adam. Resimlerinin yanında, kimya, jeoloji, heykel, mimari bilimlerine verdiği eserler taktirde de ötesi. Açıkçası hep düşünmüşumdur. Dönem itibariyle gücünün zirvesinde olan Osmanlı imparatorluğu, bu sanatçılari neden davet etmediler imparatorluk sınırları içine?
İtalya'daki birçok katedral, kilise ve hükümet binaları, Rönesans'tan kalma eserler ve İtalyanlar cetlerinin eserlerine çok fazla değer veriyorlar. Örnek olarak Floransaya gelen sekiz milyon turist sadece bu eserler için milyonlarca dövizi şehirde bırakıyorlar.
İkinci bölüm, Rönesans dönemi Avrupa devletlerinin siyasi ilişkilerini konu ediniyor. Birbirleriyle sürekli savaş halindeler. Çıkarları neyi gerektiriyorsa ona göre hareket etmişler. Diğer tarafta güçlü bir Osmanlı devleti olduğu için pek bulasmamışlar onlara. Özellikle Venedik ve Ceneviz hiç o topa girmemiş. Osmanlı ticareti onların elinde. Son derece geçerli bir sebep.
Üçüncü bölüm dinde reform konusunu işliyor. Katolik kilisesinin, tüm hıristiyanlığa karşı olan zorbaca tutumları, halkın sırtından geçinen papalar, birilerinin sabrını taşıriyor. Erasmus, luther, Calvin önderliğinde birleşen reformcu Hıristiyanlar, Protestan mezhebinin temellerini atıyorlar. Ortak noktaları ,kilise aradan çıkmalı, kilise, sadece halka dini öğreten pozisyonda kalmalı, ruhbana verilen yetkiler büyük oranda elinden alınmalı, inanç Tanrı ile kul arasında kalmalı. Kısacası incilde ne varsa o olmalı diyorlar. Tabii bu ayrışma yeni savaşlara, yeni siyasi çıkarlara sebep oluyor. Yakın zamana kadar süregelen mezhep savaşları.
Son bölüm ise, Osmanlı imparatorluğu ve Türkiye Cumhuriyeti'nin batılılaşma karşısındaki tepkileri anlatılmış. Cumhuriyete kadar batılılaşma sadece askeri seviyede kalırken, cumhuriyetle birlikte Türk devrimi ve onun şanlı yürüyüşü değerlendirilmiş.
Meraklısına hitap eden bir kitap bu. O yüzden küçük bir ön bilgi gerekebilir. Avrupa tarihinin bir dönemi güzel özetlenmiş.
İyi okumalar...
Rönesans AvrupasıHalil İnalcık · İş Bankası Kültür Yayınları · 2011621 okunma