·80 syf.··Beğendi
···Okunma: 24 Ocak 2020 23:00 İvan ilyiç... Hayatının sonsuza dek düzene soktuğu halde yaşanacağını sanıyordur. Bir düzeni vardır, normal bir yaşam. Peki ya umursamadığı küçük bir kaza bu düzeni mahvedebilir mi? Başta inkar eder her şeyi. Hırçınlaşır. Ölümü aklından bile geçirmez. Takmaz acılarını. Ama artık dayanamayacağı raddeye geldiğinde yaşamın bir gerçeğiyle karşılaşır: ölüm. Görmek istemez ama tam orada karşısındadır ölüm. Bir anlam arar. Bu mudur yaşam denilen? Oldukça düzgün bir yaşam yaşamıştır oysaki. Sorular sorar kendisine; hayat bu kadar kötü ve anlamsız mı? Bu kadar kötü ve anlamsızsa neden acı çekerek ölmeliyim? Yaşamam gerektiği gibi yaşamadım mı yoksa? Neden? Bu korku ve ıstırabın amacı ne? Sadece cevap istiyordur. Her şeyi düzgün yaptığını düşünüyorsa bu acının amacı ne?
Binlerce kez umutlanır ve ardından isyanla sonuçlanır bu umutlar. Çünkü her umutlandığında karşısına çıkar ölüm. Sonuna kadar inkar eder cevap arar ivan ilyiç. Herkes yalan söylüyordur. Ve katlanamadığı en nefret ettiği şeydir yalan. Herkes iyileşeceğini haykırıyordur. Yanında olan insanlar ise; sürekli şikayetlenen karısı, koltuğuna göz dikmiş arkadaşları... Baktığında tutunacak dalı kalmamıştır esasında. Buna daha da içerlenir. Kendisine acınılmasını istiyordur ama kendisi insanların yalanlarına acır. Anılarını gözden geçirdiğinde çocukluğından başka "gerçek" mutluluğu tatmadığını görür. Her şey basitleşir gözünde, her şey katlanılamaz hale galmiştir. Kimse doğru değildir. Yüzleri yalanlarla kaplıdır. Herkesten tiksinir. Herkes sağlıklı görünür ve bunu kıskanır. İçten içe bağırır onlara siz de ölüceksiniz bir gün... Ama onların da kabullenmesi zor oalacaktır ölümü.
Ölüm ona göremediği şeyleri bir bir gözlerinin önüne sermiştir. Gerisinde sakladığı gerçekler artık gözlerinin önündedir.
Herkes bir gün ölür. Peki biz ne kadar düşünürüz, ne kadar anlam ararız? ivan ilyaviç ölümünün yaklaştığını gördükçe korkar. Peki ya bizler ne kadar korkarız? Ölümümüz belki bir dakika sonrayken biz ne kadar ciddiyetle sorular yöneltiriz ölümümüze? Bildiğimiz doğruların yalan olduğunu ne zaman kabulleniriz peki..?