Puan vermedi·143 syf.··Beğendi
···Okunma: 17 Ocak 2020 12:28 Yitik, yitirilmiş cennet... Adem ve Havva ilk günahı işlemeseydi yitirilmemiş bir cennet olacaktı ancak cennetim kıymeti olacak mıydı? Karakoç buna güzel bir metaforla cevap veriyor: Bir bebek doğduğunda çevresindeki her şeyi normal, olması gereken bir özellik olarak görür. Ne zaman büyürse, idrakı gelişirse farkına varır o doğduğu ortamın güzelliğine.
Karakoç eserinde 8 peygamberi işlemiş. Cennetin Sekiz kapısı misali. Son peygamber Hz. Muhammet’i ise cennettin kendisi olarak görmüş. Hz. Muhammet’in ahlakında/ahlakıyla kaybolan cennetin bulunacağını dile getirmiş. Medeniyetlerin de bu bilinçle davranırsa uygar olacağını savunmuş.
Benim için kitabın en orijinal özelliklerinden biri şu oldu: Tabiatın dört unsurunu peygamberlerle özdeşleştirerek aktarması.
Toprak: Hz. Adem topraktan yaratılan ilk insan. Hamurundaki toprağın ağır gelmesiyle dünyaya gelen ilk kişi.
Su: Hz. Nuh tufandan kurtulması, suyla mücadelesi, imanı ve Ona inanlarla tufandan gemisiyle kurtulması.
Ateş: Hz. İbrahim. Ateşin içinde kalıp yanmaması.
Hava: Hz. Yusuf. Ben burada Havayı Heva olarak algıladım. Yani nefis. Züleyha’nın, kardeşlerinin nefislerine uyarak Hz. Yusuf’u kuyuya/zindana göndermesi.
Bu karşılaştırma zihnimde yeni pencereler açtı. Buna ve düşündürdüğü birçok konu için okunası bir kitap. Sadece dingin bir zihin ve felsefe, dinler tarihini bilmek gerek.