·160 syf.··Beğendi
···Okunma: 29 Ocak 2020 12:01 Kitabın duygusunu kısaca özetleyecek olsam çok sevdiğiniz birinden suratınıza yediğiniz sert tokat olarak düşünebilirsiniz. Bir on saniye dünyanız kararıyor ne yapacağınızı ne diyeceğinizi bilmiyorsunuz ya işte öyle bir etki bırakıyor insan da kitap. 3 ayrı bölümden oluşuyor. Vejetaryen kısmını okurken sayfaları yutuyorsunuz. Moğol Lekesi kısmına gelince bir sanat eseri içerisinde sağdan sola savruluyorsunuz. Alev Ağacına gelince empati yapmaya başlıyorsunuz.
Younghe zaten pek normal biri değilken (kime göre neye göre) bir anda gördüğü rüya sonucu et yemeyi bırakmaya karar verir. Et yemezse gördüğü kötü rüyaları görmemeye başlayacağını düşünmektedir. Hayatı git gide tuhaflaşmaya başlar. Ailesinin tek derdi et yememesi ve çok zayıflamasıdır. Hiç kimse nedenini niçinini sormaz.
Kadına uygulanan fiziksel ve psikolojik şiddet her yerde her ülkede aynı. Sırf et yemediği için tokat atan ataerkil bir baba, neden böyle olduğunu asla sorgulamayan sadece yaptıkları ve yapmadıkları ile yargılayan bir koca.
Apartmanın balkonunda bitkiye dönüşen bir kadını, beraber yaşadığı adamın saksıya dikmesiyle gelişen olayları anlatan bir hikâyeden yola çıkarak bu romanı yazdığını söylüyor yazar. Ayrıca yazarın kadın olduğunu da okurken aklınızın bir yerine yazın derim.
Kitap içerisinde beni en çok üzen ve okumak istemediğim kısım arabanın arkasına bağlanan köpek oldu. O kısım gerçekten beni çok üzdü ve okumak istemedim.
Çok sert bir kitap uyacağınızı bilmenizi isterim. Sağdan sola savrulup gideceksiniz. Ancak ben çok sevdim. Yazar çoğu yerin sebebini okuyucunun hayal gücüne bırakmış. Boşlukları doldurmak bize kalmış. Okuyun derim.