10/10
·566 syf.··
Beğendi
·
2020 1. kitabı
·
45 günde okudu
·
Okunma: 29 Ocak 2020 02:28
*Bu inceleme yüksek oranda spoiler içerir.Okumadıysanız devam etmeyiniz, bence yani...* Yine adeta insanın zekasıyla dalga geçen bir polisiye ve yine John Verdon.Aklından Bir Sayı Tut' u okuyup incelememi yapıp bu seriye devam etme kararı almıştım uzun bir süre önce.Şimdi, serinin ikinci kitabı olan Gözlerini Sımsıkı Kapat kitabına yaptığım nacizane yorumlarımı siz 1K okurlarına sunuyorum. Süper dedektifimiz yani Dave Gurney, yine kendini büyük bir bulmacanın içinde buluyor.Kitabın giriş bölümünde olaya dahil olmakla ilgili yaşadığı kararsızlıklara bol bol şahit oluyorsunuz.Aslında onun kararına bırakırsanız çoktan dahil olur bu karmaşık cinayete.Kahramanımız yine de, insan ırkının her türlü kirliliğine tahammül edemeyen doğa aşığı eşi Madeleine ile orta yolu bulmaya çalışıyor ve sadece 2 haftalığına dedektifliğe geri dönüyor.Bu okuduğunuz olayların sadece 2 haftada gelişmiş olması sizce de inanılmaz değil mi? Dave Gurney karakteri o kadar gerçekçi betimleniyor ki okuyucu bir süre sonra onun sadece bir kitap karakteri olduğuna inanamıyor.Kahramanın tüm zihinsel düşünce süreçlerine siz de dahil oluyorsunuz, onunla birlikte sorular sorup yine onunla birlikte cevaplar arıyorsunuz.Haliyle bir süre sonra gerçek hayatta tanışmışcasına gerçek biri gibi geliyor size.Bu betimleme yeteneği yazarın en güçlü yönlerinden biri bana göre.Biraz abartmak gerekirse Dave Gurney'in içip durduğu kahvenin tadını bile almaya başladım zamanla. Mesela Dave Gurney'in ev ortamındaki gerginliği, huzursuzluğu siz de içinizde hissettiyseniz daha da iyi anlarsınız demek istediğimi.Madeleine ile ancak bu kadar zıt olabilirler.Hayata bakış açıları o kadar farklı ki...Madeleine güzel bir doğa manzarasına dalıp giderken Dave, zihnindeki düşüncelerin kalabalığından bu güzellikleri fark edemiyorlar bile.Bu birbirlerini sevmedikleri anlamına da gelmesin.Madeleine'in tüm huysuzluklarının asıl sebebi bence eşinin, ailesinin zarar göreceği korkusudur.Buna rağmen eşini sevdiği işten uzak tutmanın bir hata olduğunu anlayıp ondan özür de diliyor.Ayrıca tıpkı ilk kitaptaki gibi burda da davanın gidişatına önemli katkılarda bulunuyor.Seviyoruz kendilerini. Katilin kim oluşu konusunda ise birçok okurun aksine ben bu kadarını tahmin edememiştim açıkçası.Evet, kesinlikle "katil uşak" klişesini görmeyeceğinizi ve katilin Hector Flores olmadığını tahmin edebilirsiniz.Fakat bu yabancı uşağın tamamen uydurma bir karakter çıkması birçok kişinin tahmin yeteneğini aşan bir kurgu olmalı.Yazarımız özellikle son sayfalara doğru ağzımı açık bıraktı.Hele ki yediği 3 kurşun "Bir şekilde kurtulur yea." düşüncemi de alt üst etti.Ölmedi tabii ama o an kurşun yemesini dahi hiç beklemiyordum. Eşsiz zekasına övgüler alıp duran Sherlockumuza bu noktada bir sitemde bulunmak istiyorum.Eyyy Dave Gurney, neden silahı görene kadar katilin kim olduğunu çözemiyorsun? İki kitaptır aynısını yapıyorsun.Ayrıca dinleme cihazını nasıl akıl edemezsin? Yemin ediyorum okurken ben tahmin ettim, bu odada böcek falan olmasın dedim içimden.Neyse, yine de yaratıcın Verson gibi sen de bir efsanesin. İlk kitapla olan benzerliklerden bir tanesi de olay yerinin gizemli şifreleriydi.Daha önce tabanı ters yapıştırılmış ayakkabılarla uğraştık, şimdi de olay yeri köpeklerini peşinden koşturacak koku izleri bırakan çizmelerle.Meğer bu köpeklerin hepsi erkekmiş! #iyibilgi Madem ilk kitapla karşılaştırıyoruz, gördüğüm en büyük farkı da yazmadan geçmeyeyim.Cinayetin rahatsız edici olmayanı yoktur elbette ama bu kitaptaki pedofiller,ensest ilişkiler ve sosyopatlar cinayetin dehşetinin üzerine dehşet kattı.Bazen öyle korkunç şeyler okuyorsunuz ki siz de Madeleine gibi insanlardan uzak bir yere yerleşip kendinizi doğaya vermek istiyorsunuz. "Kurban yüzde yüz iyi, katil yüzde yüz kötüdür." gibi bir düşünceniz varsa yazar bu algınızı da yıkıp size olayı gri görebilmeyi de öğretiyor.Tıpkı yazarın dediği gibi tüm kurbanlar her zaman masum olmuyor. Gözlerini Sımsıkı Kapat'ın bir diğer farkı ise Jack Hardwick ile Dave Gurney arasındaki bağdır bana göre.Sanki bu kitapta daha bir yakınlardı, iş arkadaşından çok dost gibiydiler.Sohbet sırasında birbirlerinden pek hoşlanmıyor izlenimi verseler de kitap boyunca birbirlerine arka çıkıp en sonunda katille birlikte mücadele ettiler.O kaba saba zeki "gergedan" ın içinde merhametli bir kediciğin yattığını biliyor, Hardwick karakterini çok sevdiğimi belirtiyorum. Yazar kitap boyunca ortalığa saçtığı yapboz parçalarını sonlara doğru ustalıkla birleştirip ortaya bütün bir resim çıkarmayı başarıyor.Olayın ne kadar dallanıp budaklandığını düşünürsek bunu büyük bir ustalıkla başarıyor.Fakat yine de aklımda bazı soru işaretleri kaldı.Belki bunları okuyucunun hayal gücüne bırakmıştır ama yine de sormak isterim: ●Gurney alkolüne katılan hafıza silici ilacın etkisindeyken neler yaptı ve neden eski okulunun önünde kendine geldi? ●Mesajda bahsedilen kızlar kimdi? ●Ashton'un Jillian'ı öldürdükten sonra olay yerinden ayrılmadığını göz önünde bulundurursak Kiki Müller ne zaman, nasıl öldü? ●Kiki Müller'in eşi Carl Müller'in akli dengesini kaybetmesine yaşadıkları mı sebebiyet verdi?Yoksa bu da Ashton'un planının bir parçası mıydı? ●Dave'in evinde bulduğu başı kopuk oyuncak bebek peşinde hiçbir iz bırakmadan eve nasıl bırakılmıştı? ●Katilin kurbanlarının başını keserek öldürmesinin İncil'de geçen Salome ve Vaftizci Yahya'nın hikayesiyle ilgili olduğunu anlıyoruz.Fakat Jillian'ın başını özellikle sanki bedenini izliyormuşcasına yerleştirmesinin bir anlamı var mıydı? Olayı daha iyi anlayabilmek adına Salome'nin hikayesini okumanızı da tavsiye ederim.Biraz araştırınca kitapta yer yer betimlenen o dansa anlam verebilirsiniz. Ayrıca; Nietzsche, Rilke, Tolstoy, Paul Ree, Freud gibi isimleri kendine aşık eden, Rus asıllı bir psikanalist ve yazar olan Lou Andreas-Salomé 'nin de hayat hikayesini okumak isteyebilirsiniz.İsminin Salome olduğunu ve Nietzsche'nin kadınlardan nefret etme sebebi olduğunu bilince son derece ilginç bir tesadüf gibi gözüküyor. Son derece uzun incelememin sonuna gelmiş bulunmaktayım.Verdon'un kendini geliştirildiğini açıkça gözlemlediğim bu kitabına tüm polisiye severlerin bir şans vermesini öneririm.Ben de Giotto Skard gibi Gurney'in bundan sonra ne söyleyeceğini merak ediyorum.Serinin diğer kitaplarını okumaya devam edeceğim. Herkese iyi okumalar!
1000Kitap
Gözlerini Sımsıkı KapatJohn Verdon · Koridor Yayıncılık · 201217,2bin okunma
·
144 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.