·261 syf.··Beğendi
···Okunma: 01 Şubat 2020 01:40 Kitabı bitirdikten sonra şimdiye kadar okumamış olmanın üzüntüsüne kapıldığımı söylesem kesinlikle abartmış olmam herhalde.
Şimdiye kadar çocuklara karşı hassasiyetimden olacak ki sanırım bu da benim gelecek nesil için beslediğim bir tür umut belki de, kötülüğün sonradan 'öğrenildiğini' düşünüyordum. Ancak Sineklerin Tanrısı'ndan sonra, yaş farketmeksizin, insanın içinde kötülüğün hep var olduğu ve aile, toplum gibi aracılarla sadece açığa çıkarılıyor olduğu üzerinde düşünmeye başladım. İçinde bulunduğumuz toplumsal durumların , çevremizde barındırdığımız insanların bizim gelişimimiz ve kişiliğimizin oluşumundaki etkisini inkar edemeyeceğiz. Ancak Golding'in değindiği öyle noktalar var ki önceden maruz kaldığımız öğretilerin gelecekteki etkisinden Maslow'un ihtiyaçlar hiyerarşisine, sosyolojik ve psikolojik aynı zamanda felsefik bir çok teorinin gerçekliğiyle karşı karşıya kalabiliyoruz. Bir yandan da her duruma rağmen ne kadar gelgitler yaşasak da içinde yanlışlar barındıran bir topluma karşı tek başımıza dahi içimizdeki doğrunun bir umut olduğunu hatırlattı.
Ayrıca Mina Urgan'ın da Sonsözü es geçilemeyecek kadar başarılı, okunmalı..